Tabiatla kavga etmeye başladığınız an, ona saygı duymadan, onu okşamadan, onun ürünlerinden edeplice faydalanmadan yaşamaya başladığınız an, tabiat sizden çok fena intikam alır.
Bilgiyi “keşfedilip” bizi yeni sorularla tanıştıracak ve aslında bilmediklerimizi çoğaltacak değil de “edinilecek” dolayısıyla sonlu bir kümedeki eksiğimizi tamamlayarak tüketmeye ve sona ulaşmaya daha da yaklaştıracak bir şey gibi algılamakta ısrar ettiğimiz sürece, geri kalmamızın hem nedeni hem de sonucu olan bir şekilciliğin pençesinde kıvranmakta bir türlü kurtulamayacağız.