Soner Atabek

Soner Atabek
@SonerAtabek
TOPARLANDIM DEVAM ETTİM HER ŞEYE RAĞMEN Yine de inşa edin UMUTLA BAK Asla Düşünme! adlı eserlerin yazarıyım.
UMUTLA BAK
"Soner Atabek'ten İlham Veren Yeni Kitap: 'UMUTLA BAK'" Eğitimci, yazar ve köşe yazarı Soner Atabek, edebiyat dünyasına yeni bir soluk getiriyor, okuyucuya yeni bir perspektif sunuyor. Yazarın son kitabı "UMUTLA BAK", Kadran yayınları tarafından basıldı ve raflardaki yerini aldı artık okurlarına ilham kaynağı olmaya hazır. Kitap, yazarın hayata dair yaptığı gözlemlerle şekillenen birçok önemli konuyu ele alıyor. Bu konuları kendi bakış açısıyla ve hayat tecrübesiyle yoğurarak okurlarının istifadesine sunuyor. Yazar "dünyanın en iyi şekilde sızlanan, herkesi suçlayan ve söylenen insanlarının heykellerini arayın" diyor ve bunun bulunmayacağını hatırlatarak bizlere başarının yolunun bunlardan geçmediğinin dersini veriyor. Bunlarla insan davranışlarını sorgularken sokaklarda dolaşırken gördüklerimiz ve göremediklerimizin, bize dair birçok anlam ifade ettiğini de vurguluyor. "UMUTLA BAK," sadece bir şeyleri anlatmak yerine; bir şeyleri yapmayı, söylem yerine, eylemi; suçlamak yerine; öğrenmenin ve zorluklara rağmen ilerlemeyi seçmenin önemini vurguluyor. İnsanların yapacakları bu seçimlerin, kimliklerinin oluşum sürecinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu da açıkça anlatıyor. Kitap, aynı zamanda insanların kendi içlerindeki güçlerini keşfetmelerine yardımcı olacak bir rehber niteliğindedir.  Hangi yolu seçeceğiniz, özde kim olduğunuzu belirleyecek olan önemli bir seçimdir. Soner Atabek'in "UMUTLA BAK" adlı üçüncü kitabı, edebiyatseverler ve düşünce yolculuğuna çıkmak isteyen herkes için vazgeçilmez bir okuma imkanı sunuyor. Bu eser, hayata bakış açınızı ortaya çıkarmanıza yardımcı olabilir ve sizi kendi potansiyelinizi keşfetmeye teşvik edebilir. Daha fazla bilgi ve kitap satın alma seçenekleri için Kadran Yayınları'nın resmi web sitesini ziyaret
1000Kitap
Reklam
Düzenin Çocukları
Yazarımız Soner Atabek'in yeni köşe yazısı "DÜZENİN ÇOCUKLARI" kiostv.net/duzenin-cocuklari DÜZENİN ÇOCUKLARI Hainlerin savunucusu olma! (Nisa 4/105) Ölmekten de olacaklardan da korkamazsın! Ölmekten değil, alçakça yaşamaktan kork! Zorbaların yönettiği bir dünyada sessizce başına gelenleri kabul etmek, şerefini üç kuruşa satmaktır. Asıl ölüm de budur işte. Yaşarken haksızlığa, adaletsizliğe ve ihanete gözünü kapatmaktan kork. Şerefli bir ölüm, şerefsiz yaşamaktan yeğdir sevgili okuyucularım. Ulus devletleri ve tüm değerleri yok edip insanı öz vatanında köle yapacak bu sahte yenidünya düzeni, ‘’Tek Dünya Devleti’’ kurma iddialarında kullanılan bahaneler şunlardır: Hastalıklar, iklim değişikliği, yangınlar, cinsiyet değişikliği, tohum, seller, afetler, depremler, kıtlık, göç, ekonomi, gıda vb. süreçlerle nereye sürüklendiğimizin farkında mıyız? Bu süreçte, en çok neye zorlanıyoruz? Biz nelerimizi kaybediyoruz? ‘’ Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım’’ diyen neslin torunları olarak, öz vatanında bizi köle edecek, bizi kandıracak , milyonlarca ne idüğü belirsiz kişileri mülteci adı altında ülkeye sokarak, sokaklarını yaşanmaz hale getirecek bu sistemin çocuklarına, bu sisteme çanak tutan, bizi kobay olarak kullanan, ekonomimizi çökerten, yaşanmaz hale getirmeye çalıştıkları bu sapkın sistemi ne zamana kadar alkışlayacağız? Bizim yöneticilerimiz tek dünya düzenini savunuyor. Tek dünya sistemi şeytani bir düzendir. G20 zirvesini sabırsızlıkla bekleyenler, tek dünya düzenini savunanlar size söylüyorum. Tek dünya düzeni ,ahlaksızlıktır, gıda kıtlığıdır, ormanların yakılmasıdır, açlıktır, dijital paradır, çocukların öldürülmesidir, insan neslinin yok olmasıdır, Yeryüzünün yok olmasıdır, çiplenmektir, bu düzen şeytanın düzenidir, bu düzene karşı
İnsan ve Hayat
Bu Gidiş Nereye
  BU GİDİŞ NEREYE   Worldometers'in internet sitesinde yer alan bilgilere göre 2023yılında dünya nüfusu 7 milyar 924 milyon kişi olarak kaydedildi. Listenin başında 1 milyar 439 milyon kişi ile Çin birinci sırada yer alırken, 1 milyar 380 milyon ile Hindistan ikinci, 331 milyon kişi ile ise ABD üçün sırada yer aldı. Şimdiden yaşayamayacak kadar kalabalığız; hayvanlar gibi değil ama insan gibi yaşayamayacak kadar kalabalığız; toprağı tüketip çölleri büyütüyoruz. Ormanları yakıp villalar dikiyoruz, ırmaklarımızı HES’ler vasıtasıyla yok ediyoruz, okyanuslar can çekişiyor, derelerimizi kurutuyoruz, ağaçları kesiyoruz, ama iman, ahlak, düzen ve maddi çıkar bizi ilkel topluluklar halinde yaşamaya mahkûm etmek için elbirliği ediyorlar: dinlere mümin gerek, uluslara savunacak insan, sanayicilere tücekitici; bu demektir ki herkese çocuk gerek, yetişkin olunca ne olacaklarının bir önemi yok. Felaketler karşısında güç durumdayız temel ilkelerimizi ancak ölüme giderken koruyabiliyoruz. Yani ölüm bize bir kurtuluş. Bizler öksüzüz, bunu anlaması gereken bizleriz, yetişkin olması gereken bizleriz, bizi yolumuzdan şaşırtanlara itaati reddetmemiz gerekiyor, fakirler zenginlerden beş yüz sene daha erken cennete gidecek diye kandıran şarlatanlara inanmamamız gerekiyor, bizi uçuruma götürenleri kurban etmesi gerekenler bizleriz, çünkü eğer biz kendimizi kurtaramazsak hiçbir şey bizi kurtaramaz. Ama dini kendilerine alet eden çoban değneği ve efendilerinin sopası altında sakin sakin kaosa doğru yürüyen bu milyonlarca uyurgezer ve itaatkâr, sorgulama yeteneğini yitirmiş insan yığınına vaaz çekmek, durumun acziyetini anlatmak işe yarar mı bilmiyorum? Çünkü onlar suçlu ve bunun farkında bile değiller, çok sayıdalar, insanların gerçeği görmesi için bu uyurgezer kitlelerin yenilenmesi
Duygu ve Düşünce
SAYGI DEĞER DİN ADAMLARI
SAYGI DEĞER DİN ADAMLARI   Değerli okurlarım; bugün sizlerle cami ve din adamlarının haksız söylemleri, halk kitlelerinin dinden uzaklaşması ve dini duyguların yok olmaya yüz tutması, camii ve din adamlarının halkın nezdinde itibarını kaybetmesi ve bunun sonucu olarak da dini değerlerin erozyona uğraması hakkında konuşmak istiyorum.   Saygıdeğer din adamları! Seksen beş milyon Türk halkı adına, gözyaşlarımla size sesleniyorum; bir ölü toprağı misali, kalın tabaka ile  kaplanmış din öğretisini bir tarafa bırakın ve halka gerçekleri anlatın. Yaşlı, çocuk, genç ve yetişkin, herkeste canlı bir ruhun uyanmasını sağlayın. Gerçek dini ve ahlaki değerlerin toplum nezdinde kabul görmesine ve yaşanmasına katkıda bulunun. Halka canlı, gerçek vaazlar verin. Halkla asırlardır olduğu gibi ikiyüzlü bir şekilde tekrarlayıp durduğunuz ruhsuz kelimelerden oluşan, ara sıra Atatürk’e hakaret etmeyi marifet sanan, milli bayramları kutlamayan, keşke Yunan galip gelseydi, ya da Hatay bir Arap toprağıdır gibi saçma sapan kelimelerden oluşan sıkıcı, itici din adamı diliyle konuşmayın. Topluma ulaşmak istiyorsanız halkın değerleriyle barışın. Size nasihat etmek gibi bir niyetim yok. Herhangi bir dini görevi bulunmayan bir şahıs olarak hem kendimin hem de diyanet işleri kurumuna mensup olmayan diğer insanların bizim geniş ve zengin görünümlü camilerimize ve kurumunuza neden soğuk durduğumuzu anlatmak istiyorum. Ve bunu kendim ve benim gibi düşünenler adına bir borç biliyorum. Sizler insanların dinden soğuduğunu ifade ediyorsunuz, ben size bunun nedenlerini açıklayacağım. Sizden, beni halkın sözcüsü olarak anlamanızı rica ediyorum. Bir hastayı önce dinlemezseniz tedavi de edemezsiniz. Tedaviden önce teşhis etmelisiniz. Ben sizi suçlamak veya kınamak niyetinde değilim. Din adamlarını
Din
Yaşıyoruz işte...
Yaşıyoruz işte... Ölçüsüzlük bizim ortak paydamız olmuş, tutarsızlıktan asla şaşmıyoruz, en hayranlık verici bahanelerle gerçekliğin içini boşaltıyıruz ve diyalektiğe başvurarak hakikatten gizleniyıruz. Sonunda bir labirent içinde dönüp durur hale geldik ve bizi sürükleyen boşluk adına gerçeği imkansız ilan ederek kendi müşkil durumumuzu meşrulaştırıyoruz. Artık her türlü ahmaklığa izin var ve kimse sorumlu değil, şimdi bizler kendimizi İnsan olarak hissetmekten bizi korusun diye tanrılaştırdığımız "KADER" in özgürce suç ortağı olmuş makinalarız. Terk edilmekten, kandırılmaktan zevk alıyoruz. Manevi çöküşümüzün içine yan gelip uzanıyoruz. Bizi biz yapan değerlerden koparak kendi uçurumumuza doğru yuvarlanıyoruz, büyü yapılmışcasına, razıyız... #SonerAtabek #Yazar
Duygu ve Düşünce
Reklam