Soner Atabek

Soner Atabek
@SonerAtabek
TOPARLANDIM DEVAM ETTİM HER ŞEYE RAĞMEN Yine de inşa edin UMUTLA BAK Asla Düşünme! adlı eserlerin yazarıyım.
Z kuşağı
Z KUŞAĞI Z kuşağı adam olmaz, bunlar yozlaştı diyen büyükler iyi dinleyin.! Öncelikle genç nesli değil, kendinizi suçlayın. Siz nasıl yetiştirdiyseniz gençler de öyle oldu. Gençlere terbiye verdiğinizi söyleyebilir miyiz? Hayır! Anneler ev işlerinden başını kaldıramıyor, yada çalişiyor, günleri alışveriş, mutfak, çamaşır, yemek yapmakla geçiyor. Memuriyet, ticaret ve diğer işlerle uğraşan babalar akşamları eve yorgun geliyor, yada meyhane ve kahvelerde oturup kağıt oynuyor, alpapazı ver kızı. Çocuklarla kimse ilgilenmiyor, buna zaman yok, ayrıca çocuklarla uğraşmak sıkıcı ve meşakkatli bir iştir. Çocuklarla konuşmuyor, hayatlarının nasıl geçtiğini sormuyorlar. Zaman bulunca biraz okşayarak ellerine bir oyuncak veriyor ve "Çocuklar şimdi gidin ve kendiniz oynayın" diyorlar. Bu aslında "gözümden kaybolun, ne yaparsanız yapın, yeterki bizi rahat bırakın," demektir. Çocukluk dönemi, çocuk aklı ve kalbi, bakımsız tarla gibi boş kalıyor çünkü oraya hiçbir iyilik tohumu açılmamış. Kendilerine iyilik, doğruluk ve sevgiden bahsedilse de bunlar kalıplaşmış, sıkıcı ve soğuk ifadelerle anlatılmaktadır. Çocuk zekasını canlandıracak ve onların ilgisini çekebilecek şeyler söylemiyorlar ve bunu beceremiyorlar. Onların hassas kalbini ısıtacak hiçbir şey yapmıyorlar. Açık söylemek gerekirse çocuklar anne babaları ve çok sayıda teyze ve amcaları ile birlikte aynı evde yaşasalar da bir yetim gibi büyümektedirler onları çok iyi yedirip giydiriyor ve sağlıkları ile ilgileniyor olabilirler fakat çocuğun zekası ve kalbinin temizliği konusunda çok az kafa yoruyorlar. Hakikaten çocuklarımızın şimdikinden daha kötü olmamalarına hayret etmek gerekir çocuklar büyüdüklerinde ve her şeyi duymaya anlamaya başladıklarında kendi çevrelerinde ve ailelerinde ne görüyor? neler hissediyorlar? köy ve
Duygu ve Düşünce
Reklam
Nasılsın?
NASILSIN? Herkes kendi derdinde, bir tek bana nasılsın diyen yok diye düşünüyorsan meraketme, kimse kimseye nasılsın diye bile sormuyor artık, o soru unutuldu, bir köşeye atıldı. Herkes kendini düşünür oldu. "O nasıl, iyi mi, bana ihtiyacı var mı?" diye soran yok. Kolay kolay da bulamazsın. Şayet etrafınızda bir yerlerde böyle güzel insanlar varsa onları asla bırakmayın. Herkes arkasında dağ gibi duran insanlarla karşılaşsın. Arkanızda dağ gibi duran insanlarla olun. Seni düşünen, soran, sevgiye boğan, insanlarla ol. Çünkü sende farkındasın işte, okulda, arkadaş çevresinde, hiçbir yerde artık kimse kimseye içten bir nasılsın bile demiyor. Bunun ne kadar acı, ne kadar kötü bir şey olduğunu daha kimse farkında bile değil. Ölüyorsun ama üşüyorsun zannediyorsun, sonsuz bir uykuya dalacaksın ama farkında değilsin. İnsanlık ölmüş diyorlar ya evet insanlık öldü. Hatta cenazesi bile kalktı. Kimse arkasından bir dua bile okumadı. Peki gerçekten sana sorsam nasılsın? Bunu ciddi soruyorum, nasılsın? İyi misin? Kendini nasıl hissediyorsun? Mutlu musun? Yada mutlu değilsen mutlu olmak için bir şey yapıyor musun? Hani her şey bitti dediğin an var ya, daha oraya ulaşmadığına eminim ama ulaştıysan gel biraz konuşalım seninle... Söndür artık o sigarayı, alkol alıp kendini kedere vurmayı, birileri için kendini üzmeyi, yıpratmayı bırak bir kenara, çünkü onlar seni senin onları düşündüğün kadar düşünmüyorlar. Düşünmeyecekler de. Seni tek düşünen ailen diyeceğimde, yeri geliyor onlara bile ulaşmakta zorluk çekiyorsun farkındayım, sesini duyuramıyorsun çoğu zaman. Elini uzatsan oralarda ama yok da gibiler aynı zamanda. Ya da bazen sen yok gibisin. Birisi farketse de onun suratına bağıra bağıra "ben kötüyüm ulan kötü! Sesimi duymuyor musunuz?" dediğini biliyorum, ya da diğeceğini. Ben şuan
Duygu ve Düşünce

Soner Atabek

, bir kitap okudu
Puan vermedi·200 syf.·
2023 15. kitabı
Miraç Çağrı Aktaş
8/10 · 7,8bin okunma
Yeni Dünya düzeni
Yeni dünya düzeni Geçmişte köleleri, efendileri seçerdi. Şimdi ise köleler kendi efendilerini seçiyorlar. Neden mi? Çünkü 1800'lü yıllarda başlayan endüstri devrimi ile birlikte dünya Serbest Piyasa ekonomisi ile tanıştı ve serbest piyasa aynı zamanda serbest iş gücünü gerektiriyordu. Kendilerine seçme hakkı verilen köleler, özgür olduklarına inanıyorlar, böylece daha verimli ve daha çok çalışıyorlardı. Demokrasinin doğuşu da böyle oldu işte. Makineleşmenin öncesinde efendilerinin tarlalarında çalışan köleler hangi ırktansa- ki çoğunlukla Afrikalılar olurlardı- Onların da başında çobanlık yapan eli kırbaçlı köleler yine aynı ırktan seçilirlerdi. Aksi takdirde kölelerin İsyan edeceklerini bilirlerdi. Bu sebepledir ki günümüzde dünya toplumlarının iş gücünü faiz, vergi ve enflasyonla sömüren Ulus - üstü sermaye elitleri, ulusların çobanlarını kendi içlerinden seçip çıkararak, aynı yöntemi sürdürüyorlar. Tek fark var artık.. Uluslar kendi hür iradeleriyle yaptıkları seçimlerin sonuçlarını yaşadıklarına inanıyorlar maalesef. Peki sizce dayatılan Çobanlar arasından seçim yapıyor olmak hür iradeyi kullanmak mıdır yani? Şimdi yapay zekanın hayatımıza girmesi ve üretimde insana olan ihtiyacın giderek ortadan kalkmaya başlamasıyla birlikte yeni bir küresel dönüşümün içine girdik. Kölelik yeniden form değiştiriyor ve dijital bir diktatörlüğün içine çekiliyoruz. Bir insanın özgürlüğünün tek sınırı başka bir insanın özgürlüğünü ihlal ettiği noktadadır. Kendi meşru sınırları içerisinde insanların istediği her şeyi yapabilmesi günümüzde "özgürlük" olarak tanımlanıyor. Ama bu eksik bir tanımlamadır ve hatta insanları psikolojik anlamda köleleştirmenin de anahtarıdır. Çünkü özgürlük aynı zamanda bir İnsanın istemediği hiçbir şeyi yapmama hakkına da sahip olmasıdır. Ancak bu durumda
Duygu ve Düşünce
ZAM ÇIĞLIKLARI
         ZAM ÇIĞLIKLARI Değerli Yetkililer, Bu satırları, toplumun gidişatını, sessiz ama derinden hissedilen acılarını yansıtmak için kaleme alıyorum. Zamların getirdiği yük, vatandaşlarımızın sırtında giderek ağırlaşıyor. Her zam birer hançer gibi saplanıyor kalplerimize ve umutlarımızı söndürüyor. Artık dayanacak gücümüz kalmadı. Sessizlikle sarmalanmış bu halk, sizlere belki de yeteri kadar tepki gösteremiyor, derdini anlatamıyor. Sokaklar adeta yangın yeri. Halkın dili tutulmuş konuşamıyor. Ancak bu zamlar, içten içe büyüyen acıların, hayal kırıklıklarının ve sizlere güvenip oy veren halkın birer ifadesidir. İşte bu noktada ,halkımızın kırık kalpleri ve zayıflayan umutları yatıyor. Her geçen gün artan fiyatlar, halkımızın hayatını zorlaştırıyor. Ekmek almak, karnını doyurmak, ihtiyaçlarını karşılamak, sağlık giderlerini karşılamak bile ağırlaşıyor. Bir zamanlar umutla bakılan gelecek, zamların karanlık gölgesi altında soldu gitti. Halkımız, kemerleri daha da sıkarken, sizlerin aldığı zam kararlarına boyun eğiyor ve sabrediyor. Unutmayın ki ;bu suskunluk sadece bir ölüm sessizliği değildir. Bu sessizlik, içinde biriken, insanların suskunluğu bir zaman sonra patlamaya hazır volkan haline dönüşecektir. Eğer bu zamlar devam ederse, insanların içten içe çektikleri bu acılar patlama noktasına ulaşacak. Sizlerin görevi, halkına hizmet etmek,  onların refahını sağlamak. Ancak şu anki durumda, halkınıza bir yük bindirmek yerine, onların yerine kendinizi koyma ve destekleme zamanı geldi. Halkımızın ne kadar zor durumda olduğunu görmeniz, çektikleri acıları anlamanız için empati yapmanız gerekmektedir. Zamların devam etmesi, halkımızın geleceğe olan umutlarını yok etmekte, gelecek nesillerin hayallerini karartmaktadır. Bu zamların yarattığı haksızlık ve
Hayata Dair
Reklam