Soner Atabek

Soner Atabek
@SonerAtabek
TOPARLANDIM DEVAM ETTİM HER ŞEYE RAĞMEN Yine de inşa edin UMUTLA BAK Asla Düşünme! adlı eserlerin yazarıyım.
TÜRKLER ZEKİDİR Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; milletimiz dünyanın en zeki milletleri arasındadır. Çabuk, kolay ve pratik çözümler bulma konusunda eğer her gün haber bülteni izliyorsanız vatandaşlarımızın kendi imkanlarıyla başardığı dahiyane projeleri görmeniz mümkündür. Bunun yanında hiçbir milletin aklına gelmeyecek tedbirler ve çözüm önerileri yine bizim milletimizin aklına gelir. Kumandayı eskimesin diye poşetleyen başka bir millet göremezsiniz. Ne yapsın? Kumanda ne kadar uzun ömürlü olursa bir kumanda parası cebinde kalacak. Dünyanın en şüpheci milleti de biziz galiba. Bir restaurantda cebimizdeki para görünmesin diye masanın altında sayıp bir çırpıda koyarız hesap kutusuna. Sanki herkes cebimizdeki paranın hesabını yapıyormuş gibi. Kimseye güvenmemek hayat felsefemiz olmuş. Şimdi “zaman kötü” dediğinizi duyar gibiyim. Türkiye sınırları içerisinde yaşayan hemen hemen herkes paranoid bozukluk yaşar. Yani her an birisi bana kötülük yapabilir. Kendimize özel bu çözümler bununla da sınırlı değildir. Kül tablasını biz bulmadık ama bir peçeteyi ıslatıp kül tablasının içine koyarak rüzgarda külün uçmamasını sağlayan sistem bizim icadımızdır. Bize özel yemekler vardır örneğin. “elinin körü, zıkkımın kökü, ziftin peki…” hoş daha tadan olmadı ama hala revaştadır bu yemek türleri. Cana yakındır bizim milletimiz. Misafirine, eğer severse misafiri tabi, elinden gelen her şeyi ikram eder. Bir çoğumuzun başına gelmiştir herhalde eve gelen misafire o az koy dedikçe fazla koymak. Misafir yememekte ısrar ederse “Allah’ını seversen” deyip misafirin köşeye sıkıştırıldığı bu sahne hep yaşanır. Naziktir bizim milletimiz. Çayı bitince ters çevirip koyar kaşığını bardağın üstüne. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar nazikçe reddedilemez, bir bardak çay. Düğün kasetleri ve resimler
Düşünce
Reklam
Bizi bu hale kim getirdi? Milyonlarca insan derin, akıllara durgunluk veren bir yoksulluk içinde doğarak yaşamakta ve ölmekte. Bu böyle mi olmalı? Bir çoğu doğuştan zeki olan milyonlarca insanın hayatı akılsız hayvanlardan farksız. Milyonlarca kardeşimiz kaba, acımasız ve ahlaksız bir ruha sahip. Bütün bunlar kader midir? Yüzlerce aşağılayıcı ve onur kırıcı "böyle mi olmalı" sorusundan utanç duyuyor musunuz? Toplumun bütün kesimlerine sirayet eden utanç verici aptallık ve umursamazlık da kader olarak mı görülmeli? Bunu kim yaptı? Bu insanlar bu hale nasıl geldi? Tehlikeleri görmemek için kafalarını çöldeki deve kuşu gibi kuma gömenler, birileri kafalarını kumdan çıkarmaya çalıştığında çok kızıyorlar. Neden? Uyanın! Ey yöneticiler, halkımızı kurtarmak için çalişmaya başlayın. Ülkemizin nüfusunun dörtte üçü korkunç şartlarda yaşamakta. Köylüler, emekliler, işçiler.. giderek yok olmakta, fiziki ve manevi açıdan yozlaşmaktadırlar. Bunca yoksulluğun içinde olan insanımızın bu şartlarda yaşamasına nasıl tahammül ediyorsunuz? İnsan kendisini, bu büyük toplumsal kötülüğü yapanlara ses çıkarmayarak aslında onlara yardım eden ve işlenen bu suça karışan birer suçlusunuz. İnsanlar bu duruma nasıl dayanıyorlar? Kimiz biz acıların çocuğumu? Yoksa sabır taşı mı? Bence bu hayat anlatılan cehennem manzarasından daha korkunç. İnsanların yaşadığı yoksulluğun ve acının sebebi nedir? Burada yaşanan korkunç ıstıraplar birer gerçektir. Bu gerçeği görün artık. #SonerAtabek #Yazar
İnsan ve Hayat
KENDİ ADIMA UTANÇ DUYUYORUM
KENDİ ADIMA UTANÇ DUYUYORUM! Kendi adıma, bütün eğitimli insanlar adına, yazarlar adına, aydınlar adına, ülkemiz adına utanıyorum. Halkın büyük çoğunluğunun iktisadi, manevi ve zihinsel açıdan korkunç durumda olduğunu gören fakat halk kitlelerinin içinde bulunduğu dehşetli durumu, insanların çektiği ıstırabı ve bütün alanlarda yaşanan çöküşü doğal, olağan ve olması gereken bir şey gibi değerlendiren çeşitli mezheplere, dinişleiri kurumunda çalişanlara, %99 'u Müslüman olan ülkemdeki her bir birey adına, utanç duyuyorum. Yöneticilerin, yazarların, bilim insanlarının, aydınların ve özellikle de din adı altında para karşılığı çalışanların, uyumakta olan düşünce ve vicdanlarını uyandırmak zorundayız. Hepsi ölüm uykusuna yatmış gibi derin, haince bir uykuya dalmış. Bu halka karşı ihanettir. Bizim insanlarımızın daha kaba, daha eğitimsiz ve manevi değerlerden daha fazla uzaklaşmış olduğunu düşünüyorum. Açgözlülük, yalancılık, hırsızlık, vicdansızlık, acımasızlık, kendini beğenmişlik, ayyaşlık, kavgacılık, çocuk ve kadınların kaldığı şiddet toplumda sık sık karşılaşılan olaylardır. Ve bütün bunlar sanki olağan şeyler miş gibi algılanmaktadır. İnsanların doğuştan öfkeli olmasından değil, sürekli bir şeylere muhtaç ve fakir hayat sürmelerinden doğan öfke duygusunun sonucudur. İnsanlar doğuştan öfkeli, kötü kalpli ve kusurlu değiller ;sadece baskı altında, sindirilmiş durumdadırlar. İhtiyaç ve yoksulluktan, ağır çalışma koşullarından, toplumun diğer kesimleri tarafından hor görülmek ve ihmal edilmekten mustariptirler. Kalplerini dolduran kin ve öfkeyi daha zayıf bireylere yöneltmek, hırslarını onlardan çıkarmak için fırsat kollamaktadırlar. Kısa süreliğine de olsa her şeyi unutmak isterler, bu nedenle de kendilerini içkiye verirler. Ağır koşullarda çalişarak elde ettikleri bir
Hayata Dair
Kazanmanın sahip olmak ve elinde tutmak olmadığını, Kaybetmenin de elinden gitmesi olmadığını öğrendiğinde tüm korkuların ve aldanmışlıklarından özgür olacaksın. #SonerAtabek
Duygu ve Düşünce
Hız Çağı
HIZ ÇAĞI Hız; niceliğin niteliğe, anın zamana, sonucun nedene, yüzeğin derinliğe, şuursuzluğun bilince, samimiyetsizliğin samimiyete, unutmanın belleğe karşı kazandığı mahalle kavgasıdır. Hız, ete batmış bir kıymıktan çok, saplanmış bir hançerdir. Hız hissesilmeye başladığında dram da başlamış demektir. Hızı hissetmeyen kendi cennetindedir. Cehennem de insanın hızdan dolayı cinnet geçirmekte olduğu yerdir. İnsanlardaki bu telaşı görünce neler kaybettiğinin belkide farkında değiller. Takipçi sayımı hızlıca artırmalıyım. Hemen parayı bulup, zengin olmam lazım. İşe başlıyalı 6 ay oldu hala terfi alamadım. İnsan ilişkisine zaman harcamaya ne gerek var? Sağa kaydır geç. Yani, hızla birlikte giderek, sahteleşiyorlar. İçlerindeki huzursuzluğu bir nebze de olsa giderebilmek için;sahte gerçekliklerini sergileyip, başkalarının da kendi sahte gerçekliklerine şahitlik etmesini istiyorlar. Like, takipçi, şevkat, ilgi, sevgi, aferin, göstermelerini bekliyorlar. Gerçekliği olmayan yaşam, statü ve duygulara dair sosyal medya paylaşımları, diğer tek kullanımlık popüler kültür öğeleri ;gelip geçiciliğin, yani sahteliğin izdüşümüdür. İnsan ve teknoloji modern başlığı altında birleşir birleşmez, insan yeryüzünden, gerçek bilgiden, yani hakikatten uzaklaşmıştır. Ayaklarını toprağa basmayan, arabası tali yol görmeyen, marketten aldığı meyvenin nerede yetiştiğini bilmeyen, taşların arasında yaşam mücadelesi veren bitkilerin çığlığını duymayan, kafasını göğe kaldırmayan, kısacası yaşamayan İnsan, yalnızca dünyaya değil, kendine de yabancılaşmıştır. İnsanın kendi varlığını, doğanın varlığını ve bu ikisi arasındaki oluşumu hissedememesi, hızla doğrudan alakalıdır. Hız, tüm hisleri ortadan kaldırır. Hissizleştirir ve yıkar. İnsan, hızın güdümündeki bu ortamda yıkıldığının farkına varmaz.
Hayat ve İnsan
Reklam