Soner Atabek

Soner Atabek
@SonerAtabek
TOPARLANDIM DEVAM ETTİM HER ŞEYE RAĞMEN Yine de inşa edin UMUTLA BAK Asla Düşünme! adlı eserlerin yazarıyım.
Biz özgür müyüz?
BİZ ÖZGÜR MÜYÜZ? Günümüz insanın özgürlük anlayışı, her istediğini yapabilme, sınır tanımama şekline döndü. Sınır tanımama mecazi anlamda başkalarını düşünmemeyi içerirken, gerçek anlamıyla da alıp başını gitmeyi dile getirmektedir. Evet, günümüz özgürlük anlayışı istediğin yere gidebilmeye odaklandı. Bunu, kimi zaman yeni ulaşım araçlarını kullanarak somut olarak yaparken, kimi zaman da bir bilgisayarın başında, internette gezinerek yapıyorlar. Yaşama her an katılan modern aletler, bir yandan “özgürlük” getirirken ve reklamları bu özgürlük teması üzerine kurulurken, bir yandan da özgürlüğün kısıtlayıcıları olarak belirmiştir. İletişim aleti olan ve özgürlüğün temsili olarak satılan cep telefonlarımız, özgürlüğümüzü ulaşılır kılmaktadırlar. Her an her yerde ulaşılabilir olmak özgürlük müdür? Ve uydudan izlenebilir olmak, her konuşmanızın dinlenebildiğini bilmek bir kısıtlılık mıdır? Yoksa modern özgürlüğümüzün kanıtı mıdır? İnsanın, insan olmanın en üst düzeylerine çıkabilmesi ve mutlu olması için gerekli olduğu kabul edilen özgürlük nedir? Bu sorunun yanıtını bulmak kolay değil. Bir mahkûm düşünün. Suç işlemiş ve hapsedilmiş. Bu kişi hapishanede özgür müdür? Sonra bu kişinin hapishaneden kaçtığını farz edin. Kaçtığını ve gizlendiğini. Kapalı olmadığına göre, artık özgür olması gerek, ama kapalı olmadan da istediği gibi yaşama şansı olmayınca “özgürdür” diyebilecek miyiz? Ya da kimlik değiştirdiğini ve yeni bir yaşamı olduğunu varsayarsak, tanınabilme ve yakalanma endişesi nedeniyle, yani kendini güvende hissetmediğinde, istediğini yapsa, her yere gitse de özgür olacak mı? Görüldüğü gibi bu sorunun yanıtını vermek kolay değil. Toplum içi özgürlük Bir toplumun özgürlüğüyle, orada yaşayan bireyin özgürlüğü her zaman örtüşmez. Bazen toplumun özgürlüğü adına, bireyin
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Korkma
KORKMA Aklımızın ve mantığımızın korku duygusuyla nasıl baş eder. Biz, modern hayatta duyguları bastırmayı öğrendik. Ertelemeyi, görmemeyi öğrendik. Ağladığımızda “Ağlama evladım.” dendi, korktuğumuzda “Korkma…” Biz de çocuklarımıza aynı mantığı tekrarladık. “Nasıl?” diye sorsalar, cevaplayamayacağımız bir soru olarak kaldı korkmamak. Kadim gelenekler korkuları, içimizdeki karanlıkları nasıl çoğaltacağımızı öğrettiler. Ancak biz gelenek üzere yaşamadık ki. Biz kendimizden kaçmaktan, oyalanmaktan ve yapıp etmekten başka yol bilemedik. Bunca zaman halı altına iteklemiş olsak da hiçbir yere gitmedi bastırdığımız o duygular. Beden evimizde kilitli kaldılar. Şimdi biz evlerimizdeyiz, sosyal imkanlarımız kısıtlı, başımıza üşüşüyorlar sivrisinekler gibi. Biz yine de oyalamaya çalışıyoruz kendimizi, alıştığımız üzere ev imkanları dahilinde yemekler yapıyoruz, oyunlar oynuyoruz, çay demliyoruz, arkadaşlarımızla akşam sohbetlerinde buluşuyoruz, yogaya başladık, zumba, çaça, mambo ne bulursak katılıyoruz. Yeter ki acımasın, yeter ki hissetmeyelim… Yine de tam oyalanamıyoruz. Çünkü hissetmeye başladık. En çok da korkuyu… Gelecek korkusu, hayat pahalılığı korkusu, virüs korkusu, hastalık korkusu, ölüm korkusu… Ve diğerleri… Örümcek korkusu, yükseklik korkusu, kim ne dedi korkusu, aşk korkusu, yeterince iyi olamama-yargılanma-el alem korkusu. Ortak insanlığımız… Ortak duygularımız… Korkularınızla iletişime geçin Korkunuzun sizi bulunduğunuz yerde tutmak istemesinin bir sebebi var. Boş yere sizi krize sokmuyor. Korkular bizde hoş hisler yaratmasalar da onlar aslında bizimle iletişim kurmak isteyen, durup dinlemediğimiz yanımız. Ama “Bu duygudan hoşlanmıyorum ve bir an önce kurtulmak istiyorum.” demek yerine korkuyu hissettiğinizde işler değişecek. Gözlerinizi kapatın ve korkuyu
Hayat ve İnsan
Hayatım boyunca hesap kitap yapmadım. “Yarın ne yerim ?” diye hiç düşünmedim. Cüzdanımı hep ortaya attım. Bu rahatlık kaderi bana aşık etti. Peşinden koştuğunun esiri olursun ama vazgeçtiğinin de efendisi olursun. Bu parada da böyle aşkta da böyle. #SonerAtabek
İnsan ve Duygular
Aşk aynı bir bardak gibidir. Bir kere onu düşürüp kırarsan onun bir dönüşü yok. İstediğin kadar yapıştırmaya çalış . Bitti o. Kırıldı bir kere. İşte bu nedenle tüm aşklar yok olmaya mahkumdur. Bunu bildikten sonra ben duygularımı terk ettim. #SonerAtabek
Duygu ve Düşünce
İnsanın en büyük tuzağı kendi duygularıdır. #SonerAtabek
Hayat ve İnsan