"Dindar Yahudiler için, Yahudi olmayanların kanı aslında hiçbir değer taşımaz. Likud Partisi için ise, ufak bir değer taşır" tespiti bu yakınlığın göstergesi. Keza, diğer seküler İsraillilerden çok daha fazla oranda, İsrail sağının üyeleri, 'Yahudilerin eşsizliği' ve çok daha geniş bir İsrail fikrini savunur, her iki yaklaşım da köktendinci karakter taşır. Sağın her tonuna hâkim olan bu kafa yapısı, 'düşmandan sürekli korkma' ve 'kendine aşırı güven' sarmalında sürüp gider. Korku olgusu sadece dış düşmanla sınırlı değil, Batı kamuoyları ve Yahudi solcu-entelektüeller de korku duyulan kesimler arasında. Keza sol kanat, normalleşmeyi ve Yahudilerin de diğer halklar gibi 'normal' bir halk olmasını savunurken, 'Yahudi eşsizliğine' iman eden sağcılar için bu bir tabudur. Araplara kötü muamele ve işgal-yerleşimler konusunu, sağcılar "Tanrının seçilmiş halkı' oldukları faraziyesiyle açıklarken, sol kanat içinde bu görüşe meyilli olanlar zaman zaman sağ partilere bu konuda verilen tavizlerin sorumlusu olarak gösterilir. Ancak neticede, İsrail dış politikası her ne kadar seküler Yahudiler tarafından planlanıyor ve uygulanıyorsa da, uygulamada Yahudi dininin geçmişinden alınmış bir öz taşımaktadır. Gerçekten de, kısmi bir laikleşmeye uğrayan Siyonist hareket dahi, temel Yahudi dini prensiplerini hala muhafaza etmektedir.
Bir de o gün adada fotoğrafımızı çeken amcanın kulağına, sadece denizi, gökyüzünü ve bizi çek demedim. Ona şunu söyledim:
Hiç ayrılmayacakmışız gibi çek...
—Kutu kutu pense oynamıyoruz küçük bey, aşkı çocuk oyunu mu sandınız siz?
—Aşkın bir oyun olmadığını öğrenecek kadar büyüdüm ama şayet aşk bir çocuk oyunu olsaydı ve o oyunun adı da kutu kutu pense olsaydı tüm dünya size arkasını dönse bile ben size arkamı dönmezdim küçükhanım...