KOLTUĞA YAPIŞANLAR
Merhaba değerli okurlarım; bugün sizlerle “koltuğa yapışanlar “adlı köşe yazımla karşınızdayım. Hazırsanız başlayalım.
Son yıllarda siyaset sahnesinde gözlemlediğimiz bir eğilim, politikacıların koltuklarını bırakmamak adına türlü türlü entrikalara başvurmalarıdır. Türk toplumunu her alanda tehdit eden sözde dindarlığı benimseyen siyaset anlayışı ile yine sekülerliğe dayanan sözde özgür insan dayatısı en başta utanma duygusunu yok etti. Siyasetteki bu tavır, toplumun her alanını adeta bir kasırga gibi kuşatıyor. Siyasette, eğitimde, evde, sokakta kısaca her yerde üslupsuzluk ve kuralsızlık almış başını gidiyor. Bu durum, halkın siyasete ve politikacılara olan güvenini sarsmış ve çoğu zaman tamamen yok etmiştir. Siyasete duyulan güvensizlik, toplumu bölerek zayıflatarak demokrasinin de temelini sarsmaktadır.
Halk, politikacılardan dürüstlük, şeffaflık ve etik değerlere uygun davranışlar bekler. Ancak, siyasetçilerin kişisel çıkarlarını ön plana çıkararak entrikalarla dolu oyunlar oynaması, halkın güvenini yerle bir etmektedir. Bu durum, toplumun temsilcilerine olan güvenini azaltmakta ve siyasetin meşruiyetini zedelemektedir.
Bunca başarısızlığa rağmen genel başkanlık koltuklarını bırakmayanlar var. Bir koltuğa – makama bu derece yapışmayı anlayamıyorum.
Siyasetçilerin koltuklarını koruma adına çevirdikleri entrikalar, genellikle toplumun gerçek ihtiyaçlarını ve çıkarlarını göz ardı eder. Halk, politikacıların kendi kişisel çıkarları için çalıştıklarını düşünerek, siyasete duyduğu güveni kaybetmektedir. Bu güvensizlik, toplumun siyasete olan ilgisini azaltırken, siyasetçilerin toplumun gerçek sorunlarına etkili çözümler üretme yeteneklerini de zayıflatmaktadır.
Ancak, güvensizlikle dolu bir siyaset ortamında halkın irade ve değerlerine