Elime aldığım her kitabın öncesinde yazarın hayatını okumak gibi bir adetim vardır. Oysa Sabahattin Ali ile tanışıklığımız çok eskiye, lise yıllarıma varıyor. Bugün onun hayatını en yakınından; kızı Filiz Ali’nin kaleminden okudum. Nasıl bir baba,eş,insan,vatandaş olduğuna şahit oldum. Bir kez daha sarıldım O’na. Sabahattin Ali hep namuslu olmayı ilke edinmiş,cep doldurma amacı gütmemiş, makam peşinde koşmamış tek derdi insanların yüklerini ortadan kaldırmak olmuştur.Tabi bunlar birilerine hep ters geldi. Faili meçhul bir cinayete kurban gitti. Bir mezarı bile çok gördüler. O ise “Benim meskenim dağlardır.” deyip hayatımızda hep yer etmiştir. İyi ki varsın başı dağ, saçları kar, meskeni dağlar olan Sabahattin’im...
“Yeniden soruyorum kendime: Gerçekten yıllarını nasıl geçirdin?
En mutlu anını nereye gömdün?
Sen gerçekten yaşadın mı?
Bak, dünyada herşey nasıl gittikçe soğuyor, görebiliyor musun?”