“O zaman bin de seni götüreyim”.
“Olmaz. Biz düşmanız”.
“Olsun ben aldırmam. Utanıyorsan okula gelmeden önce inersin. İster misin?”
Öyle duygulanmıştım ki cevap bile veremedim.
“Ben de çöreğimi paylaşıyorum, çünki annem bize, fakir olsak da elimizdekini bizden yoksullarla paylaşmamızı öğretti”.
Gözyaşları öğretmenimin yanaklarından süzülmeye başlamıştı.
“Sizi ağlatmak istemezdim. Söz veriyorum, bir daha çiçek çalmayacağım ve daha da çalışkan bir öğrenci olacağım”.
“Ondan değil, Zeze. Gel bakayım”.
Ellerimi elleri arasına aldı.
“Bana bir söz vereceksin, çünkü yumuşacık bir yüreğin var, Zeze”.
“Söz veririm ama sizi kandırmayı istemem. Benim yüreğim yumuşacık değil. Evde yaptıklarımı bilmediğiniz için böyle diyorsunuz”.