Sanki içtiğin sigaranın dumanı ciğerlerine değilde kalbine doğru yol almış ,
Kalbin kararmışçasına konuşuyorsun benimle senin olmayan cümlelerle ,
Bu sen misin bilmem ama bu kalbin senin olmadığına eminim,
Yüzümdeki yağmur damlalarını gözyaşım sanıp silen sen şimdi göl olan gözyaşlarıma dokunmuyorsun bile ,
Sen o gölün manzarasını izlerken ben boğuluyordum kendi gözyaşımda …
Bir gecenin başlangıç saatinde
Mevsimlerin değiştiği yollardayım,
Karanlıkta bir şey seçemiyorum ama camdan uzun uzun bakmayı ihmal etmiyor gözlerim,
Uzaklardan bir sarı ışıkları seçebiliyor gözlerim birde yer yer beyaz bir örtü çıkıyor karşıma ,
Ve uzaklaşıyorum doğduğum topraklardan , maviliğine hayranlıkla baktığım gölün şimdi siyaha dönüştüğünü
Görüyorum,
Bu şehirde çok duygu yaşadım ,
Hüzünlerimi ,sevinçlerimi , vedalarımı, bekleyişlerimi, umutlarımı hep bu şehirde bıraktım veya bu şehirden götürdüm ,bazen bir heyecanla geldim, bazen hemen terk etmek için terminale koştum , bir zamanlar benim için sığınak olan bu şehir şimdi beni bir misafir gibi ağırlıyor….
“Söyle bakalım bana , zor kullanarak şiddetli esen bir rüzgarın yönünü değiştirebilir misin? Geceyi gündüze dönüştürebilir misin? Ayı, Güneş yapabilir misin? İnsanların ruhu da böyledir. İnsan ruhu zorla terbiye edilmez.”