Lorîn

Lorîn
@Sooraajin
#164910855 Yaşamak benim de umurumdaydı. 1:4=1
47 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
"Her birey, ötekinin özgürlüğüne katlanır."
Alıntı
Reklam
kierkegaard 'a göre kadın doğası
"bana öylesine yakın ama öylesine de uzak. kendini bana teslim ediyor ama bana ait değil yine de. hâlâ direniyor ama bilinçli olarak değil; kadınlığın normal direnişi bu çünkü kadın doğası kendini direniş biçiminde gösteren teslimiyettir.."
"çevresinde dolanıyorum tanrının, ... ve binlerce yıldır dolanıyorum; hala bilmeksizin, neyim ben, bir şahin mi, bir fırtına mı,yoksa eski bir şarkı mı?" youtu.be/x8TiTwv5t14
"İle"nin Dayanılmaz Ağırlığı
"İle" nin di bilgisinde bir bağlaç olduğunu biliyoruz. Bir bakma soyut olanı da gözle görülür kılar ya da iki ayrı ögeyi birbirine bağlar. İlk bakışta oldukça uçucu, hafif ve masum duyuluyor lakin söz konusu erk ve hiyerarşi olunca bütün masumiyet  ortadan kalkıyor. Örneğin yaradılış fikri bu esas üzerine inşa edilmiştir. Yaradılış  teorisine göre Tanrı  önce Ademi yaratır, Havva onun uzantısıdır.  Bu hikaye, "Adem ille Havva olarak anlatılır. Bu ifade de Have Adem'in uzantısıdır. Özne Adem' dir. Bu gelenek hep ayn minvalde devam eder. Kral ille Kraliçe, Prens ille Prenses, Kerem ille Aslı , Mecnun is Leyla, Mem ile Zin, Romeo ile Juliet, Anthony ile Cleopatra ve daha niceleri. Kimi yerlerde (dillerde) "ile" yerini "ve''ye bıraksa  da bu da aynı anlamda kullanılır. Tıpkı Tanrı gibi, aşkın da yaratıcısı erkektir. Zira her ikisi de kadın düşmanıdır, her ikisinde de kadın özne değil, nesnedir. "İle" bağlacı gerek erk'in, gerek yaradılış fikrinin, gerekse de aşkın cinsiyetinin erkek olduğunu anlamamız  için bize yeterince imkan sunmaktadır, onu hafife almamak lazım. Elias Nin
binlerce pazartesi geçti ömrümde hangisiydi o çıkaramıyorum bir kiraz yediğimi hatırlıyorum kurtluydu demek oldukça eski bir de saçma sapan şeyler bir kızın diz altını örneğin bir adamın çirkin sigara içişini nasıl yaşanıyor bu vesayetli dünyada hangi çılgınlar nasıl dayanıyor buna kimsenin soyunu sopunu bulmak görevim değil kendi öykümü düzenlemek yetiyor bana güzel bir öğle vakti eski güzel bir aksamı hatırlayarak sonra dopdolu şeyler damacanalar gibi içim kabarıyor sonu olsun diyorum neyin sonu ama hiç değilse bu taş basamakların Turgut Uyar