“ Senden ayrıldıktan sonra sana hiç benzemeyen gerçek kentlere gittim. Uygarlığın büyük kentlerine. O kentlerde de insanlarla konuştum yabancı , ama bildiğim dillerden. (Sen benden ben senden olduğum halde ,garip ,yüzyıllar boyu hiç öğrenememişiz birbirimizin dilini)
“Ormanlar hakkında bildiğim tek şey şu ki” dedi Baba, “herkesin,sadece kendine ait,içini dışını bildiği ve kendini güvende hissettiği bir ormanı vardır. Ve kendi ormanına sahip olmak,bu hayattaki en güzel şeydir. Bunun için yapman gereken tek şey, ormanda yeteri kadar dolaşmak. Böylece, çok geçmeden her kayayı, her alengirli yeri, devrilmiş her huş ağacını yakından tanırsın ve işte o zaman orman senin olur, sana ait olur.”