Bir Medyascope röportajında bana yöneltilen, “İslam dünyası, problemlerini nasıl çözer?” sorusuna verdiğim, İslam dünyası diye bir analitik birimden bahsetmenin her zaman mümkün olmayacağı cevabı oldukça ses getirmişti. Hakikaten de, sanat ya da hukuk gibi alanlarda Fas’tan Endonezya’ya uzanan tutarlılıklar ve devamlılıklar bulmak ve bir İslam medeniyeti/dünyasından söz etmek makûldür. Ancak, geri kalmışlık söz konusu olunca bu geniş coğrafyadaki ülkeleri tek bir çatı altında toplamak biraz zordur. Farklı ellerle başladıkları oyunların kuralları bile aynı değildir aslında. Hepsinin dünya ekonomik hiyerarşisindeki yerlerini belirleyen iktisadi ve sosyal altyapıları, tarihten gelen kurumları jeopolitik önlemleri, yeraltı ve yerüstü kaynakları farklı olduğu için bu ülkelerin sıkıntılarını İslam üzerinden açıklamaya çalışmak yanlış olur.
Kaldı ki, kabahati dine ya da kültüre atmak, biraz da soruyu tam anlamıyla cevaplamaktan kaçınmaktadır.