.....
Gezici ve "Gezici"ci: Asıl mesele sokak
Küfür olmayan ama küfür etkisi yaratan kelimelerden biri oldu gezici.
Gezi deyince akıllarına ilk gelen çarpık kentleşme, polis şiddeti, medya sansürü, hukuksuzluk değil. İktidarın fişteklediği kutuplaşma, yabancı düşmanlığı ve en adi dezenformasyonlar da değil. Onun yerine anarşizm, vandallık.
Eğer derdim Gezi'den ibaret olsaydı, cevap basitti: Tüm suçlamalar doğru olsa bile, bunlar devletin işlediği suçlardan katbekat önemsiz çünkü devletin tabi olduğu standartlar, sokaktaki adamın tabi olduklarından çok daha yüksek.
Fakat burada Gezi'den çok daha önemli bir konu var: Kurumsal hafızanın kuvvetine oranla, kanunu belirleyen ve hukuku esneten iktidardır. Bunu sadece yasalarla değil, propaganda yoluyla yapar. Ve nasıl kı her organizma potansiyel tehditleri yokeder, her otorite de sisteme ciddi etkisi olabilecek hareketleri hem yasadışı, hem gayrımeşru ilan eder.
Gezici etiketinin diğer yüzü de bu gayrımeşrulukla ilgili. Sadece Gezi değil, benzer tüm hareketler baştan baltalanmalı, sokak muhalefeti kavramı gayrımeşrulaştırılmalı. İç güvenlik yasası bu doğrultuda bir refleks, ama işin daha ilginc yanı olan kültürel propagandaya örnek olarak biraz önce şuna denk geldim (kimin yazdığı mühim değil, ana fikri yeterince yaygın):
"Ülkeyi değiştirmek sokak eylemiyle olmaz, çalışarak olur. Yaptığın işi iyi yapacaksın, insanlar seni örnek alacak, seni dinleyecek, sen de onlara iyi bir yönetim nasıl olur, iyi bir insan nasıl olunur onu anlatacaksın."
Ne kadar hoş geliyor kulağa. Çok da doğru. Mesela zenci hakları sokak eylemleriyle mi kazanıldı?
Tabii ki hayır. Zenciler çok çalıştılar, canhıraş çalıştılar, hani nasıl desem, kendilerini kul köle ettiler; bunu gören beyazlar da "haa demek bunlar maymun değilmiş yahu, niye önceden