‘Zamanın göreceli olması ise benzer bir husus olmalı,’ diye düşündü. ‘Zaman geçip giden bir şey dahi değil, o bizim uydurduğumuz soyut bir kavram. İçinde yolculuk ettiğimiz boyutlar kesinlikle zaman ve mekân değil. Biz, bir olaydan diğerine sürükleniyoruz. Doğamızda tecrübe var. Bizi değiştiren olayları ölçemediğimiz için zamanı ölçüyoruz. Bu böyle, biliyorum…’
Bu tercihsiz, seçimsiz okuma serüveninin bir noktasında,
daha önce hiç yaşamadığı bir esinlenme ile bazı kitapları daha
önce ya da daha sonra okumanın faydasız olduğunu da kavradı.
Okuyacağı her kitabın bir vakti vardı. Aynı şekilde yaşanacak her
şeyin uygun bir zamanı olabilirdi. Bu beklenen an, insanların
kendi kontrollerinden bağımsız olarak ortaya çıkıyordu. Eğer bir
kitabı eline vaktinden önce alırsa, kitap neredeyse hiç bilmediği bir alfabede yazılmışçasına anlamsızlaşıyordu. Vaktinde eline
aldığı bir kitap ise eser ne kadar zor olursa olsun çarçabuk bitiveriyordu.
Fazıl:
“Neyin var?”
“Biraz dünyaya dön artık.”
Bahar’ın hıçkırıkları devam ediyordu. Bu cümleyle birlikte Fazıl aralarında devasa bir yarık, bir uçurum olduğunu hissetti. Ve
mesafe sanki saniyeler geçtikçe büyüyor, genişliyordu. Karşısında duran kadın sanki kilometrelerce uzaktaymışçasına küçüldü,
küçülmeye devam etti ve ufacık kaldı. Etrafında dans eder gibi
dönüp duran, cazibesiyle onu büyüleyen kadın gitmiş, yerine tanımadığı biri gelmişti. Aslında uzun zamandır yaşadıkları yabancılaşmayı, şimdi, şu anda görebiliyordu Fazıl. İnsanların, işlerin,
eserlerin içinde bir iz ararken en çok önem vermesi gereken kişiyi
çoktan kaybettiğini fark etti. İkisi de ıssız, uzak bir adada tek başlarına kalmış biri gibiydiler. Fazıl, ona nasıl döneceğini bilemediğini fark etti. İpler kopmuştu. Elleri titredi.
“Bazen bir grup aklını kaçırmış delinin arasında sıkışıp kaldığımı hissediyorum. Bir akıl hastanesinin bekleme odasında gibiyim. Ajanstakiler, televizyondakiler, ünlü olmaya çalışanlar, bohemler… Hepsi sürekli olarak kendisini kanıtlamaya çalışan
sirk maymunu gibiler. Ve hepsinin güdülerini, travmalarını görebiliyorum. Yani, eskiden göremiyordum, şimdi gözümün önünde belirmeye başladı.”