Aksın gözyaşları. Aksın. Sanki sonsuza dek akacakmış gibi aksın. Süzülsün yanaklardan. Düşsün avuç içlerine tek tek. Fırtınanın gelmeden önce atıştırdığı yağmur damlaları gibi. Haber versin gelecek olan o büyük fırtınayı. Ama kimse umursamayacak. O büyük fırtına etrafı birbirine katana kadar. Herkes sonradan anlayacak. Gelceğini daha önceden haber vermeye çalıştığını. Ama o zaman her şey yaşanmış olacak. Her şey yıkılmış, parçalanmış, dağılmış. Kocaman bir enkaz olmuş. Herkes dehşet içinde. Akıllarda tek bir soru: Nasıl düzelteceğiz? Sanki eskiden düzenliymiş gibi. Hâlbuki eskiden de bir enkazdı. Sadece kimse fark etmiyordu. Belki de görmezden geliyorlardı uğraşmamak için.
"Parayla mutluluğu satın alabilirsin. İnsanların sana kibar davranmasını, sana gülümsemesini ya da seni dinlemesini sağlayabilirsin, öte yandan paran yoksa kendinden vermek zorundasın. Alamadığın, sahip olmadığın her şey için kendinden veriyorsun. Hayalleriniz, umudunuz, ruhunuz, insanlığınız... Elde edemedikleriniz arasında yok oluyor bunlar. "
"Gözlerini kapatmalısın. Yoksa diğer insanlara üzülmeden tek bir adım bile atamazsın. Ama bencillik iyidir, benciller her zaman ilerler, durup yardım edenler daima geride kalır."