Aç insanların gözlerinde giderek büyüyen bir gazap oluşuyor. Ruhlarında yumru yumru gazap üzümleri oluşuyor, büyüyor, ağırlaşıyor, bağbozumunda hazırlanıyor.
Gemilerde yakıt diye kahveleri yakalım. Isınmak için mısırları yakalım... ne güzeldir ateşi!Patatesleri nehirlere dökelim, aç insanlar toplayamasın diye kıyıya gözcüler dizelim. Domuzları kesip kesip gömelim, leş kokusu toprağın içine karışsın gitsin. Suçun ötesinde bir günah var bu işte. Ağlamanın simgeleyemeyeceği bir hüzün var. Tüm başarılarımızı yıkıp deviren bir yenilgi var. O verimli toprak , o dizi dizi ağaçlar, o sapasağlam ağaç gövdeleri, o olgun meyveler... Oysa beri yanda çocuklar pellagra'dan ölüyor. Ölecek de. Çünkü portakaldan kâr edilemiyor. Adli tabipler gelip formları dolduracak... Kötü beslenmeden öldü diye... çünkü yiyecekler çürümek zorunda. Zorla çürütülecek.
Hiç erkek sülün gördünüz mü siz? Dimdik ve güzel... Her tüyü ayrı bir renge boyalı. Gözleri bile sürmeli... bildiniz mi? Sonra bummm! Gidip elinize alırsınız.. kan içinde,pörsümüş. Bakarsınız ki... kendinizden daha iyi, daha güzel bir şeyi mahvetmişsiniz. Oturup onu yemek de kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayamaz. Çünkü kendi içinizdeki bir şeyi de mahvetmişsinizdir... onu bir daha onarmak da mümkün değildir .