Ben yaşamın sona erdirilmesine karşı değilim. İnsan onu sona erdirmeye karar verirse, bu elbette onun hakkıdır. Ama yaşamın uzun bir işkence kılınmasına kesinlikle karşıyım.
Yaşamdaki her durum insana meydan okuduğu ve çözülecek bir sorun getirdiği için, yaşamın anlamı sorunu gerçekte tersine çevrilebilir.
Nihai anlamda kişinin, yaşamın anlamının ne olduğunu sormaması, bunun yerine bu sorunun muhatabının kendisi olduğunu kavraması gerekir.
Bir benzetme yapacak olursak, bir insanın acı çekmesi, boş bir odadaki gazın davranışına benzer. Boş bir odaya belli bir miktarda gaz verildiği zaman, oda ne kadar büyük olursa olsun, gaz odanın tamamına yayılır.
Ne kadar küçük ya da büyük olursa olsun acı da insanın ruhuna ve bilincine tamamen yayılır.
Dolayısıyla insanın çektiği acının “büyüklüğü” kesinlikle görecelidir.