Ruh asıl huzurunu yalnızca kusursuz dışsallıkta bulur. Sanatçı nasıl eserini düşünürken değil de, onu fiziksel olarak sergilerken huzur buluyorsa ve bir idealle ateşlenen zihin nasıl onu fiziksel bir biçime büründürmek istiyorsa, tüm özlemlerin nihai hedefi, kusursuz tinselliğin yansıması ve karşı imgesi olarak kusursuz fizikselliktir.
İçimizde, daha özsel bir gerçekliği arzulayan bir şey var; düşüncelerimiz ancak son birlikte sakinleşir; ayrışmış hayat, birleşmiş hayatla tamamlanmalıdır.
"Ah bahar, özlem zamanı, kalbi nasıl da coşkuyla doldurursun! Bir yandan gerçek esenliğin yalnızca bu yüce içsel yaşamda olduğunu hissederek tinsel dünyaya çekiliriz, diğer yandan da doğa, bin türlü sihriyle kalbimizi ve duyularımızı dışarıdaki yaşama çağırır. Ne iç ne de dış yaşamın tek başına bizi tatmin edeceğini anlamak zor değil ve ah, ne kadar az kişi her ikisini birleştirebilir!
Yalnızca dış dünyada verili olanı almayıp, etrafımızda olup bitenlerin nedeni olarak gördüğümüz şeylerin yalnızca araçlar ve koşullar olduğunu fark etsek ve çevremizdeki ruhların bizi kimi talihlere ya da talihsizliklere sürüklemekle meşgul olduğunu birazcık düşünsek, her şey bizim için ne kadar şaşırtıcı olurdu.