Onları dinlerken, kim olduğumun, ne olduğumun aslında Baba tarafından, onun insanların yaşamında bıraktığı iz tarafından belirlendiğini fark ettim. Bütün hayatım boyunca “Baba’nın oğlu” olmuştum. Ama o artık yoktu. Bana yoku gösteremezdi artık; bundan böyle yolu kendim bulmak zorundaydım.
Hangi ay olduğunu anımsamıyordum, hatta yılını bile. Yalnızca bu anın içimde yaşadığını biliyordum; mutlu geçmişin kusursuzca mumyalanmış bir parçası; yaşamlarımızın dönüştüğü bu gri, boş tuvale atılan rengarenk bir fırça darbesi.