Neriman ilcâlarına" hâkim olmayan ve ekseriya feveran hâlinde bulunan bir kız olduğu için, Şinasi'yi daha derûni kalmaya teşvik ediyordu. Zira nihayet, ferdin seciyesi, diğer fertlerle münasebetine göre değişen canlı ve mütehavvil makûsu² olmaya mahkûmdur. Neriman sükûtî bir kız olsaydı, aynı Şinasi'nin feveran hâlinde bulunması pek mümkündü.
İlcâ (zorlama, mecbur etme)
Seciye ( tabiat,huy, karakter)
Mütehavvil ( biçim değiştiren, sürekli değişen)
Makus (zıt)
İkisine de mazi hâkimdi. Hep geçen günleri düşünerek yürüyorlardı. Bir kibrit alevinin muvakkat ışığında görünüp kaybolan eşya gibi, birçok hatıralar parlayıp sönüyordu. Şinasi bu hatıralara dalarken her vagonunun penceresinde bildik bir baş gülümseyen şimendifer katarının hızla geç-mesi karşısındaki hissi duyuyordu: Bu bildikler, çoğu aziz dostlar ve hep aziz dostlar, mendil sallayarak uzaklaşıyorlardı ve bir daha dönmemek üzere uzaklaşıyorlardı.
Arkasından kızkardeşi de gelmiş ve ona lamba getirmişti. Biraz durdu ve Şinasi'yle konuşmak istedi.
- Neriman'ı iki gündür görmüyorum, uğramıyor.
Dedi, fakat Şinasi'den cevap alamadı, biraz daha durdu ve odadan çıktı. Onunla konuşulamayacak günler olduğunu annesi de, kızkardeşi de bilirdi: Fena geçmiş günler.
Şinasi o vakit yorgun, bitik bir hâlde eve girer, kaçar gibi hızlı yürür, derin ve çok mahrem kederini gizlemek için kimsenin yüzüne bakmaz, hâlbuki zaafını bu haliyle daha çok ifşa eder, belki bunu bilmez, belki de iyi bildiği için büsbütün kederlenir, hızla merdivenleri çıkar ve odasına çekilir, o akşam yemek yemezdi.
Psikoterapist Carl Gustav Jung'a Freud öldükten sonra eski dostu Freud'un kendisiyle paylaştığı rüyalar ile ilgili bir soru soruluyor. Jung tebessüm ederek bu sorunun yersiz olduğunu ifade ediyor, bunun üzerine muhabir: “Fakat Freud öleli çok oldu" diyor ve Jung o muhteşem cevabı veriyor: “Evet ama saygı yaşamdan daha uzun sürer".