Rusya henüz bütün Rus toprakları üzerinde hâkimiyet kurmaktan uzaktı ve hâlâ Nijni-Novgorod, Suzdal, Ryazan, Tver ve Novgorod, Moskova knezinin hâkimiyet alanının dışındaydı.
Bu dönemde Tver büyümeye devam etti ve kendisini Moskova ile birlikte Ortodoks kilisesinin başı olarak gördü. Novgorod, Moskova ve Litvanya arasındaki rekabetten istifade ederek gücünü arttırmaya çalıştı. Litvanya, kendi Ortodoks tebaası için ayrı bir hiyerarşik kilise kurma çabalarına devam etti. Uzun süren krizler ve rekabetten sonra Moskova knezliği, merkezi Moskova olan birleşik bir Ortodoks kilisesi oluşturmayı başardı. Toktamış’ın 1382’deki muharebesi üzerine bazı Rus knezleri Moskova’nın etkisini kırmaya yönelik girişimlerde bulundu fakat 1382’den sonra, Moskova knezleri Altın Ordu’nun sadık bir müttefiki rolünü tekrar üstlendi. Robert Crumney gibi tarihçiler haklı olarak Kulikova’dan sonraki dönemleri, özellikle de 1389’dan sonraki dönemi Moskova knezliğinden Rus devletine geçiş dönemi olarak tanımlarlar, çünkü bu dönemde Moskova knezleri, sadece diğer Rus knezliklerinin topraklarını ele geçirerek sınırlarını genişletmekle kalmamış, aynı zamanda yaptıkları reformlarla ve çalışmalarla Rus devletinin temellerini atmışlardır.