Okurİzler
İnsan ve hayvanlarda, genel olarak cezayla sağlanan şey, korkunun artması, akıllı tutumun güçlendirilmesi, arzuların denetlenmesi olmuştur: Böylece ceza insanları evcilleştirmiş ama onu "daha iyi" yapmamıştır.
Eğer yaşamı değerlendirmeyi bilmediyseniz, eğer hayat sizin için geçip gittiyse onu kaybetmiş olmanızın ne önemi olabilir ki? Biraz daha yaşamak istemenin ne yararı olur?
Ölüm evrenin var oluşunun bir öğesidir, dünya hayatının bir parçasıdır. Neden bu güzel düzeni inkar edeyim ki? Ölüm yaratılışımızın en önemli koşuludur. Bizim bir parçamızdır ve ondan kaçarak kendi kendimizden kaçmış oluruz.
Sürekli varlıklarını kaybetme, sürgüne gönderilme ya da köle olma korkusu içinde yaşayan insanlar yemekten içmekten kesilir, uyku uyuyamazlar. Oysa yoksullar, sürgündekiler ve köleler genellikle diğer insanlar kadar huzurlu yaşarlar.
Çocukları masum, iz bırakmayan, devamı olmayan hareketler için boş yere hırpaladığımızı düşünüyorum.
Çocuklarda asıl mücadele edilmesi gereken şeyin yalan söylemek ve dik kafalılık olduğunu kanaatindeyim çünkü bu ikisi çocukla beraber büyür. Ve yalan söylemek bir kere alışkanlık haline geldiğinde önceden oldukça dürüst olan kişiler bile bu kötülüğün kölesi olur.
Bereketli ve verimliyken işlenmemiş toprakların yabani ve işe yaramaz otlarla dolduğu görülür. Bu toprağı yararımıza kullanabilmek, onu korumak için çalışmamız ve tohum ekmemiz gerekir.
Aynı şey aklımız için de geçerlidir. Eğer onu dizginleyecek, zorlayacak uğraşlar bulmazsak aklımız hayal gücünün bulanık tarlasında kendini oradan oraya atacaktır.