Starr

Starr
@Starbrawl_7
~Ne kadar okursak o kadar kâr!~
6. Sınıf / Brawltuber
Ortaokul
Artvin/Arhavi
Mersin, 26 Nisan 2011
14 okur puanı
Ekim 2023 tarihinde katıldı
Postacı Ve Fotoğrafçı
"Çok doğru," dedi Akın Bey. "Mahallenin çocuk- ları baktılar ki iş güç yok, dükkân çalışmıyor, fotoğ- raf falan çekilmiyor; her öğleden sonra mekânımı dolduruyorlar. Bize masal anlat, deyip duruyorlar." Nurettin Bey kafasındaki horoza aldırmadan, ağız dolusu bir kahkaha attı. Çantasını açtı. İçinde küçük paketçikler vardı. "Ben de aynı durumdayım," dedi. "Evlerden ev- lere reçel, hurma, kitap, domates tohumu gibi şeyler taşıma işini üstlendim. Bakıyorlar ki çantam boş, Nurettin Bey şu yumurtaları, Nihal Hanım'a iletir misin? diyorlar. Nihal Hanım'a yumurtaları götürünce, o da diğerlerinden eksik kalmıyor. Sana zahmet ol- du, diyor, al şu reçeli Zeycan Hanım'a götürüver..." Sevgican ve babası, Postacı'nın kafasındaki horoza baktılar. Nurettin Bey güldü. "Kafamdaki horozu nereye götürüyorum zan- nediyorsunuz?"
Sayfa 29·Kitabı okudu
Eğlence-Mizah
Reklam

Starr

, bir kitap okudu
10/10
·160 syf.·
Beğendi
·
2024 5. kitabı
Behiç Ak
8.9/10 · 432 okunma
Sevgican'ın Babadı Akın Bey
Sevgican'ın babası Akın Bey, mahallenin tek fotoğ rafçısıydı. Bilmediği konu yok gibiydi. Her şeyden az buçuk anlardı. Biraz biyolog, fizikçi, tarihçi, ma- tematikçi, coğrafyacı, biraz da kimyacıydı. "Kuzey Yarıküre'deki en dağınık dükkân kimin- ki?" diye sorulsa, doğru cevap, Akın Bey'inki olurdu kuşkusuz. Uzun uzun konuşmasına rağmen insanları hiç sıkmazdı. Daldan dala atlardı. Evliya Çelebi'nin Se- yahatname'sinden, ev projelerine geçer, oradan da İkinci Dünya Savaşı'nı anlatmaya koyulurdu. Onu dinleyenler, bu kadar bilgiyi nasıl edindiğine şaşırır kalırdı.
Sayfa -24·Kitabı okudu
Eğlence-Mizah
Bir gün Atatürk'ün doktorlarından biri bana, "Arkadaşınızı hiç kıskanmadınız mı?" diye sordu. Bir süre samimiyetle düşündüm ve ona şöyle cevap verdim: "Belki ilk zamanlar ben niye onun kadar önemli olamıyorum diye düşünmüşümdür. Ama sonra emin olun böyle bir duyguya kapılmadım. Bu duygu şuna benziyor: Ağrı Dağı'nı kıskanabilir misiniz? Ya da gökten geçen bir bulutu? Ya da denizi? Mustafa Kemal'i kıskanmak, işte o kadar akıldışı bir şey benim için."
Mustafa Kemal'i belki de doğada halkıyla olmak- tan daha fazla mutlu eden tek bir şey vardı: mane- vi çocuklarıyla olmak. Çünkü kurduğumuz cum- huriyeti yaşatacak tek şeyin çocuklar olduğunu biliyordu. Biz dostlarının çocuklarını da çok severdi. Нер- sinin adlarını bilir, okul durumlarını sorar, hatta konuşmak isterdi. Kendi çocuğu olmamıştı, bunun onu üzdüğünü, birkaç kez ağzından kaçırdığı söz- lerde fark etmiştim. Bir davette bir arkadaşımızın genç oğlunu gör- düğünde şöyle demişti. "Demek ben de genç yaşta evlenebilseydim, benim de seninki kadar çocuğum olacaktı." "Paşam bütün millet sizin çocuklarınızdır." "Evet ben de bunda teselli buluyorum. Gerçi her işte bir hayır vardır. Bir gün yeni doğmuş bir ta- yım ölmüştü de günlerce kendime gelememiştim. Kim bilir çocuğuma bir şey olsa ne hallere düşerdim."
Reklam