Sen şimdi sevincimin akranısın
ey kanıma çakıllar karıştıran isyan
doğrusu seni toprağı eller gibi sevdim
yaralarımı onduranımsın
yatağımı hiç boş bırakmayan…
Yüzümü ellerimle yine kapayayım mı?
bekçi karısının belaltını mı anlatayım insanlara
yoksa onlara bilinmez bir toprak mı adayayım
değil
partizanlığım dalaşmak istiyor anla
bu sarsak hırgürüyle dünyanın
dalaşmak dalaşmak dalaşmak
böylece aşk akranım oluyor benim
ey bayırdan ve yokuştan uzaklara
ey çırpınan bir geyiktir memelerin
karnın ısırgan otları gibi aklımda.
(1966)
İsmet Özel
"Tanrım, benim ne işim var burada? Kendi kendimi nasıl da küçük düşürdüm! Ferfiçkin'in çok ileri gitmesine izin verdim. Şu aptallar, masalarına oturmama izin vererek beni onurlandırdıklarını sanıyorlar, oysa ayırdında değiller ki, varlığımla ben onları onore ediyorum. 'Yok zayıflamışım! Yok elbiselerimmiş' lanet olası pantolon. Zverkov dizimdeki sarı lekeyi hemen gördü... Ne var sanki şimdi masadan hemen şapkamı alsam ve bir tek söz söylemeden çekip gitsem... Salt nefretimden! Gerekirse yarın düello da yaparız. Alçaklar! Oturup da üzülecek değilim bu yedi rubleye. Düşünebilirler ki... Canları cehenneme! Yedi ruble umurumda değil! Buradan hemen gidiyorum!
Tamam belki bu hayatta bir hiçimdir. Şan, şöhret,para hiçbir şeyim yoktur ama belki de Tanrı'nın izlediği en güzel sahneyimdir. Hatta belki de Tanrı bir sinemacıdır. Bizler de onun karakterleri.
Burada seninle karşılaşmak sürpriz oldu. Her birimiz kendi yolumuzda gidiyor olsak da, kültürümüz yollarımızı böyle sürprizlerle birleştiriyor. Ayak izlerini görebiliyorum; ne hoş aynı kavşaktan geçmiş olmak.
youtu.be/x723CGuCvBw