"Tanrım, benim ne işim var burada? Kendi kendimi nasıl da küçük düşürdüm! Ferfiçkin'in çok ileri gitmesine izin verdim. Şu aptallar, masalarına oturmama izin vererek beni onurlandırdıklarını sanıyorlar, oysa ayırdında değiller ki, varlığımla ben onları onore ediyorum. 'Yok zayıflamışım! Yok elbiselerimmiş' lanet olası pantolon. Zverkov dizimdeki sarı lekeyi hemen gördü... Ne var sanki şimdi masadan hemen şapkamı alsam ve bir tek söz söylemeden çekip gitsem... Salt nefretimden! Gerekirse yarın düello da yaparız. Alçaklar! Oturup da üzülecek değilim bu yedi rubleye. Düşünebilirler ki... Canları cehenneme! Yedi ruble umurumda değil! Buradan hemen gidiyorum!
Tamam belki bu hayatta bir hiçimdir. Şan, şöhret,para hiçbir şeyim yoktur ama belki de Tanrı'nın izlediği en güzel sahneyimdir. Hatta belki de Tanrı bir sinemacıdır. Bizler de onun karakterleri.
Burada seninle karşılaşmak sürpriz oldu. Her birimiz kendi yolumuzda gidiyor olsak da, kültürümüz yollarımızı böyle sürprizlerle birleştiriyor. Ayak izlerini görebiliyorum; ne hoş aynı kavşaktan geçmiş olmak.
youtu.be/x723CGuCvBw