Ercan Yıldızhan

Tan ağarırken iri yağmur damlaları düştü. Damlalar, sürülü toprağın yumuşak, ince tozuna değince kof sesler çıktı. Bir alaycı kuş toprağın üstünden uçarak geçti, ağlayan bir bebek sesi çıkardı uçarken. Sonra yorgunluktan bitmişçesine inledi, daha sonra da ufkun aydınlanmaya başladığı noktaya varınca hıçkırdı, bir kahkaha attı, yine inledi.
Alıntı
Reklam
Gittiği gün seni bir daha göremeyeceğimi anladım. Akşamüstü güneşiyle, gökyüzünün kanlı gün batımıyla kızıla boyanmış olarak gidiyordun.
Alıntı
Hiç hava yoktu. Ağzımdan çıkan havayı dağılıp gitmesi diye ellerimle durdurarak tekrar içime çekmek zorunda kaldım. Havanın içime girip çıktığını hissediyordum ama her seferinde miktarı azalıyordu; en sonunda o kadar inceldi ki parmaklarımın arasından sonsuza dek uçup gitti. Evet sonsuza dek.
Alıntı
Düşünceleri ile boğuşması ve onları nehrin kara sularına atması uzun saatler sürdü.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Alıntı
Her iç çekiş insanın yitirdiği bir yudum yaşamdır.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam