Tan ağarırken iri yağmur damlaları düştü. Damlalar, sürülü toprağın yumuşak, ince tozuna değince kof sesler çıktı. Bir alaycı kuş toprağın üstünden uçarak geçti, ağlayan bir bebek sesi çıkardı uçarken. Sonra yorgunluktan bitmişçesine inledi, daha sonra da ufkun aydınlanmaya başladığı noktaya varınca hıçkırdı, bir kahkaha attı, yine inledi.
Hiç hava yoktu. Ağzımdan çıkan havayı dağılıp gitmesi diye ellerimle durdurarak tekrar içime çekmek zorunda kaldım. Havanın içime girip çıktığını hissediyordum ama her seferinde miktarı azalıyordu; en sonunda o kadar inceldi ki parmaklarımın arasından sonsuza dek uçup gitti.
Evet sonsuza dek.