Peter Singer organ mafyasina cocuk satarak televizyon satin alacak parayi kazanabilecek bir adami gundeme tasir. Ilgili durum ve kararin kotulugu konusunda herkes hemfikirdir. Ama bu durumdan hareketle Singer sunu one surer: Elindeki parayi evsiz cocuklara yardim etmek yerine yeni bir televizyon almak icin kullanan herkes ozunde bu adamla ayni seyi yapmaktadir.
Insani cileden cikaracak bir sonuc, degil mi?
Dul Bayan Brevoort, kent kulubunun havuzunun yakinlarinda dolanirken guneslenen son derece yakisikli bir adam gorur. Yanina gider ve "Sizi daha once hic buralarda gordugumu hatirlamiyorum," der.
"Dogrudur," der adam. "Otuz yildir hapisteydim, yeni ciktim."
"Sahi mi? Neden hapisteydiniz?"
"Karimi oldurdugum icin."
"A!" der Bayan Brevoort. "Bekarsiniz yani!"
Stuart Mill ve yararcilara gore bir eylemin ahlaki dogrulugu sadece sonuclariyla degerlendirilebilir.
Tanri bir seye yanlis diyorsa o sey tumuyle ve kesinlikle yanlistir. O kadar. Ama Tanri'nin gercekten ne dusundugunden nasil emin olabiliriz? Koktencilerin bu soruya yaniti hazirdir: kutsal kitap oyle soyluyor. Peki kutsal anlatilardaki kimseler aldiklari sinyallerin sahiden Tanridan geldigini nasil bilebiliyorlar?
Bir kadin polise kocasinin kayboldugunu bildirmek icin telefon acar. Polis, adamin tarifini isteyince kadin, "Bir seksen bes boyunda, yapili, gur ve kivircik saclidir," der.
Ayni anda yaninda bulunan arkadasi, "Ne diyorsun sen?" diye lafa girer. "Senin kocan bir altmis bes boyunda, koca gobekli ve kel degil mi?"
"Oylesinin geri donmesini kim ister?" diye yanitlar kadin.
William James's gore bir onermenin dogrulugu pratikteki sonuclarinda yatar.