Bilmiyorsun elbette.
Bilsen severdin. Tanısan azalırdı sevgin. Öyle olur. Tanıyınca azalmayanını görmedim. Ama yine de yeterdi bana beni tanıdığında kalacak olan. Sana basmakalıp cümleler kurardım. Herkeslerin herkeslere kurduğu türden cümleler. “Parmakların çok güzel” derdim mesela elini tutmanın bahanesi olur diye belki. “Şurada çok güzel bir park var, dolaşalım mı” diye sorardım mesela seninle birazcık daha vakit geçirebileyim diye. “Seninle yaşlanmak istiyorum” derdim ve çok dikkat ederdim bu cümleyi bu dünyada ilk kez kuran adamın ben olduğuma ikna etmeye seni. İkna edemezdim elbette, sen ikna olmaya razı olmazsan.
İsmail Kılıçarslan
İyiki de gittin
Kalsan ne kadar kalırdın ki
Sonsuza kadar süren ne var ki sanki
Bak, unuttum bile seni
Eğer gitmeseydin o zaman, sonra yine gidecektin
Hem belki hala unutamamış olacaktım seni
Belki hala göz yaşlarımı emiyor olacaktı yastığım, geceleri
Üşütüyor olacaktı belki de yorganım hala
Çıksın diye elli defa yıkadığım yatağımda olacaktı belki hala kokun
“Sezer Kıvrakdal”