Hayata dair her edim bir tercih edimidir, puta dönüştürülmüş bir görüntüdür. Kişi bir şeyi seçip kalanını reddeder; bir soyutlama olan ulus, bir başka ulusa duyduğu nefret içinde somutlaşır, hayat bulur, var olur tıpkı insan gibi, kendine ve doğasına bitmek bilmez karşıtlığı içinde, sonuçta onu tanımlayan bu çatışmadan beslenir.
"Erdem" kabak tadı verir, inanılacak şey değildir üstelik; ne tarihi vardır ne gerçekliği. Varlıklar aşağılıklık içinde sürünürler, kendi dramlarını, bu aşağılıkla oluştururlar.