Ömür boyu sahip olduğum altı yüz kırk birinci balıktan sonra öğrendiğim tek şey, insanın sevdiği her şeyin bir gün öleceği oldu. O özel kişiyle karşılaştığın ilk anda, onun bir gün ölüp toprağın altına gireceğine emin olabilirsin.
İnsanlar hayatlarının kurtulmasını istemiyorlar. Hiç kimse sorunlarının çözülmesini istemiyor. Dramlarının.
Önemsiz meselelerinin. Hikâyelerinin çözümlenmesini, pisliklerinin temizlenmesini istemiyorlar. Çünkü geriye ne kalacağını biliyorlar. Büyük ve korkunç bir bilinmeyen.
Karanlık bir tren camında kendi yansımasına baktı. Gözlerinin altında zaman birikmişti, ama bir damla pişmanlık yoktu. Kaburgalarının hemen altında soluk bir acı hâlâ yankılanıyordu — dün değil, yıllar önce yapılan dövmenin ilk iğne darbesinden beri.
“last dance apocalypse”
İncecik bir yazı…
Bir hatırlatma.
Son bir dans, son bir öpüş, son bir bakış… ve ardından gelen sessizlik.