Akın Savaş Toklu’nun Sana Daldım İstanbul adlı eseri, yazarın farklı şehirlerdeki yaşam deneyimlerini içten bir dille aktardığı bir anı kitabı. Kitap, sadece kişisel bir hikâye değil, aynı zamanda insanın yaşadığı anları nasıl algıladığını ve geçmişe nasıl baktığını sorgulatan bir anlatı sunuyor.
Yazar, insanın estetik ve doğayla kurduğu bağın, ancak temel ihtiyaçları karşılandığında anlam kazandığını şu sözlerle ifade ediyor:
“Bence insanların gökyüzünün rengini, parlak güneşin sıcaklığını, açan bir çiçeğin güzelliğini, havada uçan kuşun özgürlüğünü algılayabilmesi için, karnının tok sırtının pek ya da delikanlılık çağının çoktan geçmiş olması gerekir.”
Aynı zamanda, kitabın satır aralarında zamanın akışı ve anıların değeri üzerine derin düşünceler yer alıyor. Yaşanan anların ancak geride kaldığında bir anlam kazandığını ve zihinde nasıl şekillendiğini şu şekilde anlatıyor:
“An, içinden çıkıldıktan sonra anı oluyor, uzaktan bakınca hatırlıyor insan o gri martıyı yahut o gün ne kadar üşüdüğünü…”
Bu noktada, yazarın hayata ve kendi geçmişine dair farkındalığı dikkat çekiyor. Kitabı kaleme almasının ardındaki motivasyonu ise şu sözlerle özetliyor:
“Evet ben yaşadığım hayatın sıra dışı ve paylaşılmaya değer olduğunu düşündüm ve yazdım.”
Sana Daldım İstanbul, sadece bireysel bir anı kitabı değil; aynı zamanda insanın yaşama, zamana ve anılarına bakışını sorgulatan bir metin. Yazarın yolculuğu boyunca biriktirdiği hisler ve düşünceler, okuyucunun da kendi geçmişiyle kurduğu bağı sorgulamasına neden oluyor.
Ayrıca kitabın telif gelirlerinin İstanbul Tıp Fakültesi öğrencilerine burs olarak bağışlanması da eserin toplumsal bir katkı sunma amacını göstermektedir.