Farkında olmadan insanları, kendi deneyimiyle kazandığı ölçütler yerine, Walter Scott ve Jane Austen'ın ölçütleriyle yargılıyordu; çevresindekileri kurgusal karakterler olarak görüyor, haklarında şiirsel yargılarda bulunuyordu.
Dünya hakkında, ellerindeki bilgilerin yetersiz olduğunu seziyorlardı; gerçeğe bakan pencerelerinin âdetlerle, dinle, sosyal ataletle lekelendiğinin farkındaydılar; kısacası keşfetmeleri gereken şeyler olduğunu ve insanlığın geleceği için en önemli şeyin bu keşifler olduğunu biliyorlardı. Biz modernler ise bir araştırma laboratuvarında çalışmıyorsak, keşfedilecek hiçbir şey olmadığını düşünüyoruz ve bizi ilgilendiren tek şey insanlığın bugünüdür. Böylesi daha mı iyi? Belki. Ama son kararı vermek bize düşmez.