Gerçekten de “Babaya Mektup”u okuduktan sonra Kafka’nın “
Dönüşüm
Dönüşüm”deki “böcek metaforu”nu, “
Milena'ya Mektuplar
Milena'ya Mektuplar”daki psikolojisini, meslek seçimindeki tercihini, evlilik konusunda yaşadığı sıkıntıları, nahif, ürkek, kararsız ve kendine güvensiz kişilik yapısını, bitmek bilmeyen suçluluk duygusunu, eserlerindeki karamsar, depresif ve melankolik ruh halini daha iyi anlıyorsunuz. Bir yönüyle babayla bir hesaplaşma, bir yönüyle de bir iç dökümü olan bu eseri okurken içiniz acıyor, ruhunuz daralıyor. Her bir satırında çocukluğunuza gidip geliyor ve babanızla olan ilişkinizi sorgularken buluyorsunuz kendinizi.