“Maalesef,” dedi Koza omuzlarını dikleştirerek. “Bu kriterler bize uygun değil.”
“Hangi kriterler, amına koyayım?” diye sordu Yankı. “Sanki iş görüşmesi gerçekleştiriliyor.”
“Katilsin,” dedi Koza, Yankı’ya. “Adam öldürmüşsün, çok ayıp, değil mi?”
“Sen de katilsin,” dedi Yankı. “Hatta sen benden daha katilsin.”
“Hırsızsın o halde,” diye karşılık verdi Koza.
Yankı eve şöyle bir baktı. “Sen de hırsızsın.”
Koza kaşlarını çattı. “Lan,” dedi kendini tutamayıp. “Harbiden biz ne şerefsiz insanlarmışız. Bir aydınlanma geldi şu an.”
“Günaydın,” dedi Bartu, Koza’ya. “Geçen gün bana, ‘Uzun zamandır birini öldürmüyorum, seni vurayım mı?’ diye sordun.”
“Sadece canım sıkılıyordu.” Koza şakaklarını ovaladı. “Bu da tutmadı, keseceğim kendimi.”
“Zorlama,” dedi Yankı gülümseyerek bana bakıp. “Amuda da kalksan, çırılçıplak sokaklarda da bağırsan, kendini de kessen, veremeyip delirtsen de ikiz kardeşinle evleneceğim. Hayatımın sonuna kadar onunla olacağım ve son nefesimi onun kollarında vereceğim.” İçim yumuşak olduğunda gözlerimi içine bakarak kapattım. Koza hiç konuştuğu gibi değil, yanındaki bu itirafıyla yanaklarıma büyük bir aşkla baktı. “Çünkü ona koşulsuz bir şekilde her zerremle aşığım ve bu hiçbir zaman değişmeyecek