Kitabı Yalanların Tanrısı'ndan dinlemek daha hoş. Kitap çoğu kitabın aksine 3. Kişi ağzından değil, Loki'nin ağzından anlatılıyor. Loki'nin yaptıklarında yatan sebepler, hissettiği duygular ve kişisel görüşleri göz önüne alınarak yazılmış. Bu sayede herkesçe nefret kusulan Loki'nin kolay anlaşılması sağlanmış, nefret duymak ya da duymamak okuyucuya bırakılmış. Loki zaten İskandinav Mitolojisi'nde en beğendiğim Tanrı olma özelliğine sahipken bu kitapta anlatılan hâli ile kesinlikle gönlümde taht kurdu.
Olay örgüsü tam Loki'nin doğumu ve yaşadığı yeri terk etmesinden başlıyor ve ölümüne kadar devam ediyor. Şimdiye kadar hiçbir kitap/makalede Loki'nin doğumu ve Surtur kısmını görmedim. Bu kitapta ise tam "en başından" anlatılan Loki'nin hayatı size sinsi tanrıya alışmak için gerekli süreyi sağlıyor.
Kitabı okudukça farkediyorsunuz ki Loki o kadar nefret edilesi bir karakter değil, daha çok nötr. Bazı kötülüklerin sebepleri, asıl amaçları anlamak isteyenlere aslında oldukça açık bir şekilde sunulmuş.
Bu kitap Loki'nin hikâyesinin başlangıcı ve bitişi. İkinci kitabın içinde ise kurgusal ve mitolojiye dayanan öğeler bulunsa dahi mitoloji ile uzaktan yakından alakası yok. Yani seri olarak düşünmeyin. Çünkü bu kitap mitoloji, diğer kitap ise (yazarın hayal gücüyle yazılmış kurgusal bir şekilde) Loki'nin ölümden kaçmaya çalışmasını anlatıyor. İlk kitap mükemmel olmasına rağmen ikinci kitabı çok zor okudum. Zaten okunması gerekli değil ve yazım tarzı hoşuma gitmedi.
İyi okumalar.