Zira benim, aşırı mantıkla kör olmuş insanlara değil, her şeyin mümkün olduğuna inanan hayalperestlere ihtiyacım var. Sonuçta bugünlere, o hayalperestlerin sırtında geldik.
Biliyorum belki size komik gelecek ama, ölümü ben en çok, o akşam vakitleri televizyonun karşısında otururken -tam kolumla göğsümün birleştiği yerde- bir çocuk başının eksikliğini hissettiğimde anladım. Sanırım ölüm, boşluğun cisimleşip ağırlaşabildiği tek yerdi. Eziyordu insanı, değiştiriyordu. Unutturuyordu.