Hiç bir horoz, rahatsız edici sesi yüzünden kederlenip içine kapanmaz.
Hiç bir balık, denizin kurumasından endişe etmez.
Hiç bir serçe, kendini bir şahinle kıyaslamaz.
Hiç bir fil, şişman olduğu için kendinden utanıp mahcup olmaz.
SADECE İNSAN ZİHNİ,
Bu kadar büyük bir kaygı ve stres yaratabilir.
Sanki hepimiz zihnimizin bizim için inşa ettiği bir cehennemde boğuluyoruz.
Sürekli gelecek korkusu,
sürekli geçmişin pişmanlığı…
Bunca kaygı ve stresin tek bir sebebi var :
Varoluşun kaynağıyla olan bağımızı koparmış olmamız.
Sanırım biz kendimizi, evrenin bir parçası olarak değil ;
onun sahibi olarak görüyoruz.
Ve işte, tüm huzursuzluğumuzun asıl
nedeni de bu.