Bu da geçer..Amaç iyi olsun, kötü olsun, tüm biçimlerin geçici olmasına bağlı olarak karşılaştığınız her durumun kısa süreli olduğu ve uçup gittiğine dair sizde bir farkındalık yaratmaktadır.. Tüm biçimlerin geçici olduğunu fark ederseniz, onlara olan bağlılığınız da azalır ve kendinizi bir ölçüde onlarla özdeşleşmekten kurtarabilirsiniz.
Hayatınızda olan bitene bağımlı olmazsanız, onların içinde sıkışıp kalmaz ve onları daha yüksek bir konumdan izleyebilirsiniz. Böylece uzayın enginliğiyle sarılmış olan Dünya gezegenine tepeden bakan ve şu çelişkili gerçeği gören astronot gibi olursunuz: Dünya çok değerli ama aynı zamanda da önemsiz..
Bu boyuta erişebilmeniz ise, bu bağımlılıktan, yargılayıcı olmaktan ve içsel direnişten kurtulmanızla mümkün olur..
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Düşünme, bir durumu veya olayı diğerlerinden soyutlar ve sanki farklı bir varlığı varmış gibi onu ‘iyi’ veya ‘kötü’ olarak tanımlar. Düşünmeye fazla itibar ettiğimi takdirde, realite bölünmeye başlar. Bu parçalanma aslında bir illüzyondur ama onun içinde sıkışıp kaldığınızda, size son derece gerçekmiş gibi görünür.
....
Bu durum, piyangodan çok değerli bir araba kazanan bilge adamın hikayesinde çok güzel anlatılmıştır. Hikaye şöyle gelişir: bu bilge adamın ailesi ve dostları onun namına çok mutlu olmuşlardır. Bu olayı kutlamak isterler: ‘ Ne harika!’ Derler. ‘Ne kadar şanslısın! ‘O da gülümser ve ‘Belki’ diye yanıt verir. Arabayı birkaç hafta keyifle kullanır. Ama bir gün sarhoş bir sürücü bir kavşakta adamın yeni arabasına çarpar. Pek çok yerinden yaralanan adam kendisini hastanede bulur. Ailesi ve dostları onu görmeye gelirler ve ‘ Bu gerçekten de büyük talihsizlik’ derler. Adam yine gülümser ve ‘ belki ‘ der. Nitekim hastanedeyken bir toprak kayması olur ve adamın evi denize uçar. Arkadaşları ertesi gün yine gelirler ve ona ‘ Hastanede olman ne büyük şansmış meğer’ derler. Adam onlara yine ‘ belki’ diye yanıt verir.
...
Tesadüf gibi görünen olayların, bütünün dokusu içinde nasıl bir yeri veya amacı olduğunu zihnin kavramasının genellikle imkansız olduğunu bilmektedir. Aslında, hiçbir durum tesadüfi olmadığı gibi, hiçbir şey veya olay kendi başına, kendisi için ve diğerlerinden ayrı olarak var olmaz..
Tanvan ve Ekido adlı iki Zen keşiş yağmurlardan sonra son derece çamurlu bir hal alan bir köy yolunda yürürlerken, yolun karşısına geçmek isteyen genç bir kadın görürler. Ama çamur öylesine derindir ki, buna yeltendiği takdirde kadının ipek kimonosunun mahvolması kaçınılmazdır. Tanzan hemen kadını kucaklar ve onu yolun karşısına geçirir.
İki keşiş hiç konuşmadan yürümeye devam ederler. Beş saat sonra, kalacakları yere yaklaşırken, Ekido daha fazla kendisini tutamayarak ‘’ O kadını neden yolun karşı tarafına taşıdın?’’ Diye sorar. ‘’ biz keşişlerin o tür şeyler yapması doğru mu?’’
‘’Kadını karşıya geçireli saatler oldu? ‘’ der Tanzan. ‘’ Ama sen onu hala taşımaya devam mı ediyorsun?’’
İçinde bulunduğu durumları içsel olarak salamadığı için artan hacimdeki yük taşıyan Ekido