Bu kitapta Wurtzel, depresyonla yaşayan genç bir kadının iç dünyasını oldukça açık ve yer yer sarsıcı bir dille anlatıyor. Okurken sadece bir hikâye değil, zihnin içinden geçen karmaşık düşüncelerle baş başa kalıyorsunuz. İlaçların etkileri, toplumun “normal” olma beklentisi, aile baskısı ve hissedilen varoluşsal boşluk anlatının temelini oluşturuyor. Anlatım zaman zaman dağınık ve düzensiz ilerlese de bu durum beni metinden koparmadı; aksine, depresyonun yarattığı kafa karışıklığını daha gerçekçi hissettirdi. Kitap, acıyı süslemeye çalışmadan olduğu gibi aktarıyor. Bu yönüyle, depresyonu anlamaya çalışan ya da benzer duygularla mücadele eden okurlar için oldukça dürüst ve etkileyici bir okuma deneyimi sunuyor.