Şükriye

İnsan bir mevsimde bir ağacın muayyen bir dalında bir yemiş buluyor. Yiyor ve hoşuna gidiyor. Bir iki mevsim sonra yine aynı dalda aynı yemişi arıyor, ya yemiş o dalda bulunmuyor ya da bulunursa hoşa gitmiyor. Belki de yemişi arayan değişmiş bulunuyor.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Reklam
Bizimse vedalaşacak kimsemiz yoktu. Elvedalar bile salon mobilyaları gibi, ancak dünyalığı yolunda olanların kendilerine peşkeş çekebilecekleri bir lükstür.
Sayfa 116·Kitabı okudu
"...Bana öyle geliyor ki dünyada mevcut sonsuz sevgi dile gelmek için can atar, dudaklarda tir tir titrer, gelgelelim dile gelmeye utanır utanır utanır!" dedi
Sayfa 109·Kitabı okudu
Seviyorum ve herkesin yüreğinde nihayetsiz sevgilerin yanmakta olduğunu seziyorum...
Sayfa 109·Kitabı okudu
Çay aşkı diye bir şey var.
Çay deyip geçmeyin, kara bulutlar arasında ara sıra parlayan güneş gibi o çay içimizi ısıtıyor, yüzümüzü güldürüyordu
Sayfa 105·Kitabı okudu
Reklam