“ Sizin bugün hala idealleriniz var mı, o zamanlar uzak bir dünyaya taşıdığınız o ideallerinizin tümü? Yara almamış bir şekilde duruyor mu hepsi yoksa bazıları içinizde öldü mü, solup gitti mi? Veya onları sonunda zorla bağrınızdan koparıp, yaşam hedefine koşan arabaların binlerce tekerleğinin ezip geçtiği çirkefin içine sürüklemediler mi? Yoksa siz hiçbir idealinizi kaybetmediniz mi?”
“ Her mucizenin aynası gerçeklikte değil miydi ve oluşum içinde olan yaşamın her anı erişilmez olanın parlaklığını ve ebediyen anlaşılmaz olanın uğultusunu taşımıyor muydu?”
“Ve hayatta cesur bir ilerlemeyle ulaşılan yükselişin son bayırında yanlış bir yol izlemenin korkusuna kapılmanın, artık atılacak en kolay adımlarla ilerlemek yerine bunu yapabilecek gücü yitirmenin beraberinde getirdiği ürpertidenden daha korkunç bir şey yoktur.”
“ .. bilinki para kimseyi ne daha mutlu ne de daha neşeli yapar. Yaptığı tek şey, insanın yüreğini kötü bir karışıklığa sürüklemektir. Parayla hiç kimseye yardım edemezsiniz; onu daha mutlu, daha güçlü ve neşeli kılamazsınız bu yuvarlak metal ve ağır kağıtları en büyük düşmanınız olarak görün ve ondan nefret edin.”
“ Çünkü beyazların dünyasında insanların ağırlığı yalnızca parasıyla, o parayı her gününe kadar artırabildiği ile ve hiçbir depremin zarar veremeyeceği kalın demir kutunun içinde ne kadar biriktirebildiği ile ölçülür. Yiğitliği, soyluluğu ya da zekasının parlaklığıyla değil.”