Birini kaybetmemek için sustuğun her an,aslında kendinden biraz daha vazgeçiyorsun.Anlayış sandığın şey, bazen sadece kendi sınırlarını silmek oluyor.Affetmek, evet, güzel bir erdem,ama sürekli affeden taraf olmak, görünmez bir yük gibi çöküyor insanın içine.Bir noktadan sonra fark ediyorsun.Sen kırılmamaya çalıştıkça, karşındaki kırmanın ne kadar kolay olduğunu öğreniyor.Sen kalmak için çabaladıkça, gitmenin onun için hiçbir bedeli kalmıyor.Oysa sevgi,bir tarafın susarak, diğer tarafın rahat ettiği bir denge değil.Sevgi, iki insanın da birbirini kaybetmekten korktuğu yerde başlıyor.Şimdi anlıyorum ki,birini kaybetmemek uğruna kendini kaybetmek,en sessiz ama en derin vedadır.Ve insan, en çok da kendine geç kaldığı için üzülür.