Hayatımızı tam olarak planladığımız gibi yaşayabileceğimize inanarak kendimizi kandırırız. Çok sıklıkla niyetlerimiz eylemlerimizden farklılaşır. Sağlığımızın iyi olmasını arzu edebiliriz fakat çok fazla abur cubur yeriz veya egzersiz yapmamak için bahaneler buluruz. Romantik bir ilişkiyi çok arzu edebiliriz fakat potansiyel bir partner bize yakınlaştığı an derhal aramıza mesafe koyarız. Anlamlı bir kariyer isteyebiliriz ancak bunu başarmak için gerekli olan adımları atmayız. En kötü tarafı ise bizi geri tutan şey genellikle bize görünmezdir ve bizi hayal kırıklığı ve karmaşa içinde tutar.
Cevapları olağan yerlerde ararız. Yetiştirilişimizdeki eksikliklere odaklanırız. Çocukluğumuzda bizi güçsüz bırakmış olan üzücü olaylar üzerinde düşünürüz. Başımıza gelmiş olan talihsiz olaylar anne-babamızı suçlarız. Aynı düşünceleri tekrar tekrar gözden geçiririz. Ancak bu yöntemle hatırlamak bir şeyleri nadiren daha iyi yapar. Problemimizin asıl halini görmeden, şikayetlerimiz sadece sürekli mutsuzluğumuzu devam ettirir.
En güçlü bağlar doğmamızı sağlayan insanlarla aramızdaki bağlardır...Kaç yıl geçerse geçsin, kaç tane ihanet olursa olsun önemli değil. Kendi irademiz pahasına olsa bile bağımız devam eder.
Nedenini bilmediğimiz davranışlarımız, takıntılarımız, korkularımızın bizden kaynaklı değil de ailemizden birinden ,tanımıyor olsak bile, aldığımız geni devam ettirdiğimiz veya kendimizi o kişiyle bilinçsizce özdeşleştirdiğimiz için ortaya çıkabileceğini örneklerle anlatıyor. Özellikle bizim hatırlamadığımız 0-2 yaş aralığında anneden herhangi bir sebeple ayrı kalmış isek bu gelecekteki insan ilişkilerimize yansıyor.Ebeveynlerimizle -özellikle annemiz ile- ilişkimizin öneminden ve yaşama bakış açımızı hatta sağlığımızı etkilediğinden bahsediyor. Aynı zamanda devraldığımız negatif davranışların üstesinden nasıl gelebileceğimizi de kitapta açıklıyor. Seninle Başlamadı