Bazı kitaplar vardır, sayfaları çevirdikçe büyümezsin… Aksine, içindeki çocuğa biraz daha yaklaşırsın. Küçük Prens tam da böyle bir kitap. Dışarıdan bakıldığında basit bir çocuk masalı gibi görünse de, satır aralarına gizlenmiş hayat dersleri, sevginin anlamı, dostluk ve kayıplar üzerine düşündüren evrensel bir eser.
Küçük Prens’in kendi gezegeninden ayrılıp başka gezegenleri ziyaret etmesi aslında bir çocuğun büyürken karşılaştığı insanların, sistemlerin ve duyguların temsilidir. Her gezegen, bir yetişkin tipiyle özdeşleşir: kibirli kral, gösteriş meraklısı, sarhoş, işkolik… Ve her biri bize toplumun nasıl da sıradanlaşmış ve özü kaçırmış bireyler ürettiğini fark ettirir.
Ama en dokunaklı olan, kuşkusuz tilkiyle olan karşılaşmasıdır. “Senin için sıradan bir tilkiyim ama beni evcilleştirirsen birbirimiz için özel oluruz.” cümlesi, sevmenin sadece görmek değil, sorumluluk almak olduğunu çok yalın ama güçlü bir dille anlatıyor.
Kitap ilerledikçe bir çocuğun gözüyle büyüklerin dünyasındaki saçmalıkları görmeye başlıyoruz. “Büyüklere her şeyi açıklamak gerekir.” cümlesi bile tek başına, yetişkinliğin ne kadar şekilci ve anlamdan uzak olduğunu gözler önüne seriyor.
Küçük Prens, yaşınız kaç olursa olsun, her okuyuşta farklı bir yönüyle sizi yakalayan nadide bir eser. Okuduktan sonra gökyüzüne bakarken bir yıldızın size gülümseyebileceğini düşünüyorsanız, bu kitap kalbinize dokunmuş demektir.