Zamanın Behrinde Ramazan Hikâyeleri, 2014 yılının Ramazan günlerinde kaleme alınmış yazılardan oluşan bir kitap. Basımı da bir sonraki yılın -muhtemelen- Ramazan ayına denk gelmiş. Yazılırken sosyal medyada anında paylaşılan yazıların her birini o süreçte tabi ki birçok kimse gibi ben de okumuştum; ama kitaba dönüşmüş hâliyle okumam için üzerinden üç Ramazanın daha geçmesi gerekiyormuş. Aslında yayımlandıktan sonraki her Ramazan öncesinde bu kitabı okumak için hep bir hevesim olmuştu; fakat demek ki ya yeterli girişimim olmamıştı ya da okumam için en uygun zaman şimdiki zamandı.
Doğrusu ne Ramazanın ne de orucun esâmîsinin okunmadığı şu demlerde benim kalkıp da Ramazan Hikâyeleri’ni okuma sevdasına düşmem hiç de yersiz değildi aslında, aksine kendimce oldukça haklı olduğumu düşündüğüm bir gerekçem ve beni onu okumaya yönlendiren oldukça etkili bir saik vardı. Açıkçası kitabı bitirdiğim şu vakitte doğru bir tercih yapmış olmamın bahtiyarlığını yaşarken aynı zamanda aradığımı bulmuş ve amacıma ulaşmış olmamın da tadını çıkartıyorum, elhamdülillah.
Okumak, kendi adıma yapabildiğim en anlamlı eylemlerden biri. Ama doğrusu onu da her zaman layıkıyla yapabildiğimden emin değilim. Yeri geliyor, okuduklarım yüreğime dokunuyor, ruhumla beraber aklım, fikrim besleniyor, farklı bakış açıları kazanıyorum, ufkum genişliyor, aslıma rücu etmemi gerçekleştirecek tamirat ve tadilatlarla yeniden inşa oluyorum, kendimi buluyor, kendimi iyi hissediyorum; ama kimi zaman da zihnim bulanıyor, kalbim inciniyor, ruhum yaralanıyor. Tıpkı son zamanlarda okuduklarımın üzerimde bıraktığı olumsuz etkilerle olduğu gibi.
Okuduğum yazarlardan bir tanesi, temel İslam bilimleriyle ilgilenen neredeyse hemen herkesin akademik çalışmalarında müracaat ettiği, tezlerinin haklılığı noktasında