Biri bir serseri, bir diğeri işçi propagandacısı, üçüncüsü bir hukuk öğrencisiydi ve geri kalanlar da konuşkan işçilerden oluşuyordu. Yaşamında ilk kez sosyalizmi, anarşizmi ve tek vergiyi duydu ve birbirleriyle savaşan toplumsal felsefelerin olduğunu öğrendi. Kendi yavan okumasının hiç değinmediği düşünce alanlarına ait, onun için yeni olan yüzlerce teknik sözcük duydu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ama kızın gözlerinde gördüğü ruhtu, hiçbir zaman ölmeyecek olan ölümsüz ruh. Tanıdığı hiçbir erkek ya da kadın ona ölümsüzlük mesajı vermemişti. Ama o vermişti. Kendisine ilk baktığı anda bu mesajı ona fısıldamıştı. Kızın yüzü, yürüdükçe gözlerinin önünde ışıldadı, solgun ve ciddi, tatlı ve duyarlı; sadece bir ruhun gülümseyebileceği şekilde acıma ve şefkatle gülümseyerek ve hiçbir zaman var olabileceğini düşlemediği bir saflıkla.
'İşte entelektüel yaşam burada,' diye düşündü; buradaki güzellikti, hayal edemeyeceği kadar ılık ve olağanüstü güzellik. Kendinden geçti ve aç gözlerle kıza baktı. Burada uğrunda yaşanacak, kazanılacak, mücadele edilecek ve ölünecek bir şey vardı. Kitaplar doğru söylüyordu. Dünyada böylesi kadınlar vardı. Bu kız onlardan biriydi.
Neyine bağlandım ki bu kadar,
Bilmiyorum! ..
Bana bakmayan gözlerine mi?
Yoksa benim olmayan,
Kalbine mi bağlandım?
Neyini sevdim ki bu kadar,
Bilmiyorum! ..
Kara gözlerini mi? acı sözlerini mi?
Yoksa uzanan ellerimi,
Tutmayan ellerini mi sevdim! ...
Neyini düşledim ki bu kadar,
Bilmiyorum! ..
Benim olmayan sevgini mi?
Yoksa bana gülmeyen,
Yüzündeki tebesümü mü düşledim! ..
Neyine hasret çektim ki bu kadar,
Bilmiyorum! ..
Aşkımın mezarını kazdığına mı?
Yoksa gözlerimin gözlerine,
Doymayan hasretini mi çektim! ...
Neyini özledim ki bu kadar
Bilmiyorum! ..
Senin beni sevmediğini mi?
Yüreğinin yüreğimde kor ateşlerde yanıp,
Kül oluşunu mu özledim! ...