İnsan bu dünyaya gelmeden önce ervah (ruhlar) aleminde mana (soyut) olarak zaten mevcuttu. Big bang süreci başlamadan evvel, yüce Allah'ın isimsiz ve sıfatsız hüviyyeti olarak tanımlanan 'Zat' mertebesinde ilim olarak da gizliydi. İnsanın ruhlar alemindeki varlığına tasavvuf öncüleri ' şey'iyyet-üs subut ' adını vermişler ve bu 'şey' vucudu da ' A'yan - ı Sabite ' olarak nitelemişlerdir. Bizim aslımız, özümüz, batınımız orasıdır! İşte bu 'öz' ; imkan alemi de denilen izafi değerlerle örülmüş masivada anne karnında belirince, yüce rabbimiz bu varlığımıza bir beden elbisesi giydirmiş yani halk etmiştir. (yaratmıştır) onun içindir ki içinde bulunduğumuz bu aleme 'halk alemi' öbür aleme de 'emir alemi' denilmiştir. Zira 'KÜN' (ol) emri, oraya; 'FEYEKÜN' (oldu) ise buraya aittir.
Köpekbalığının kanı, yarasanın karanlığı sevmesinde ne var? Hüner, geceye rağmen güneşi, kana rağmen hayatı sevmekte. Oruçken su içmemekte ne var! Hüner, ölürken suyu reddedebilmekte. 'isar' deniyor buna. Yani tercih. Yani sevmek, yani göstermek üstün olanı.