Hiçbir şey katmasa bile Abdi İpekçi'nin suikastçısı Mehmet Ali Ağca'nın, Papa II. Ioannes Paulus'u vurarak yaralamış olduğu bilgisine öğrenmeme vesile oldu.
Kitaba gelecek olursak okurken herkesten şüphe duydum, kimse samimi gelmedi. Kitabın adından mı bilmem ama herkes gerçekten birilerinin Kuklası olmuş. Türkiye'nin yakın geçmişindeki Susurluk Davası kitapta sık sık karşımıza çıkan bir konu oluyor. (Devlet-polis-mafya ilişkisi) Devletin içine sızmış çeteler, yasadışı işlerde görev alan devlet memurları, devletin sağ-sol çatışmasından yararlanıp sürekli olarak taraf değiştirmesi, bunları devletin yararına kullanmaya çalışması, yaşanıp da gizlenen üstü örtülen bir sürü politik olaydan, verilen ama tutulmayan sözlerden bahsediliyor. Detaylı bir araştırma yapmadığım için kitapta geçen olayların ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilmiyorum.
Artık ışığı sönmüş bir gazeteci olan Adnan'ın yıllardır görüşmediği suç makinesi üvey kardeşi Doğan'ın bir gün karşısına çıkmasıyla meydana gelen bir dünya olay anlatılıyor. Başta Adnan her ne kadar bu olaylardan uzak durmaya çalışsa da sonunda yine kendini olayların ortasında buluyor. Sonu yine ters köşe olan bir kitap. Yazarın diğer kitaplarına çok benzemeyen ama yine de akıcı ve sürükleyici bir roman. Okumanızı tavsiye ederim kim bilir belki de benim hiç dikkat etmediğim bir detaydan da siz başka bir konuyu araştırıyorken bulursunuz kendinizi...