Gideceğim. Sen istemedikçe çıkmayacağım yoluna Gene de bunu gitmekten sayma.
Sadece dönüşünü bekleyeceğim. Beklemek zor bir oyun.
Ama seni mutlu eden bu olacaksa, yani dönmesen bile...
Oyun demişken...
Aşk da bir oyun Adalet. İki kişilik basit bir oyun. Seninle tanıştığımızdan beri aslında hep onu oynadık biz. İki kişi görür birbirini.
Eğilip bakar, anlamak ister. Günler geçer, gülümseyişler, anlatılan ve susulan hikâyeler... Sonra ilk âşık olan kaybeder.
Biliyorum, sen oyunları kazanmak derdinde değilsin ama kaybetmekten de ürkersin. Sakın korkup kaçma Adalet. Bu oyunun kaybedeni zaten benim.
Oysa herkes, başı ve sonu olan bir roman sanıyordu hayatını. Bütün boşlukları dolduracağını, soruları cevaplayacağını, düğümleri çözüp rahatlayacağını umarak yaşıyordu. Halbuki bir son vardı ama ne yeri ne de zamanı bilinebileceğinden, muhtemelen beklenmedik zamanda kapıyı çalıp, hepimizi bağırsakları dışarı sarkmış yaralı hayvanlar gibi ortada bırakacaktı. Er ya da geç. Sonumuzu en başından bilsek bile gafil avlanacak, cevaplanmamış sorularımız ve alınmamış heveslerimizle, gerçekleşememiş dilekler gibi kalakalacaktık.